plazma - amatör bilgisayar kültürü

Nightshift 07 Parti Raporu

Ege Şafak 'Punky' Erkul

1. 2 Mart cuma - İstanbul’a Yolculuk

Parti günü gelip çatmıştı işte. Sabah 4'te kalkıp genel bir hazırlık yaptım. Son kontrolleri de yaptıktan sonra saat 7 civarı evden çıkıp Mgzzy‘nin evine uğradım. Zile basmadığım halde nasıl bir rastlantıdır ki tam kapısına vardığımda kapıyı açtı :) Yanında değil çanta ufak bir torba bile olmadan evden ayrıldı. Benim yanımda ise içinde bir ton şey olan bir sırt çantası vardı. Otobüs terminaline gittik, otobüse bindiğimizde saat 9 civarıydı. Sonunda İzmir’den ayrılıyorduk.

Şekil 1.

Yol boyunca uyumaya çalıştık, parti mekanında uyanık olmamız lazımdı. Tüm çabalarımıza rağmen uyuyamadık ve yorgunluğumuzu gideremedik. Vapur seyahatinin geldiği sırada yavaş yavaş uyumaya başlayan Mgzzy’i uyandırdım. “Uyanık ol vapurda gezeriz” gibisinden birşeyler dedim, ardından farketmeden ben uyudum :) Mgzzy beni uyandırdığında otobüsümüz vapurdaydı. Kapılar açılınca ilk işimiz tuvaleti ziyaret etmek oldu. Dalgalardan dolayı, sallana sallana işemek zor bir işti, bunun da üstesinden geldik…

Akşam 6-7 civarı yolculuk bitti, İstanbul’a ayak bastık! Mgzzy, İstanbul’daki arkadaşı Beelzebub ile telefonda görüştü, Taksim'de buluşmayı planlıyorduk fakat olmadı. Beelzebub doğruca parti mekanına gitti, biz de kısa süreli özgürlüğümüzden yararlanıp Taksim’e uğradık. Birşeyler yemek için önce Mc Donalds’a uğradık, buradaki hayvani fiyatları gördükten sonra karşı caddedeki Simit Sarayı’na gittik. Birşeyler yedikten sonra parti için hazırdık! Ama bir saniye, gideceğimiz yer neredeydi? Taksim Meydanı'nda etraftaki taksicilere yolu sorduk sürekli. Hiçbirisi de Bilgi Üniversitesi’nin Kuştepe Kampüsü'nü bilmiyordu. Ben sürekli Mgzzy’e “Vigo‘nun anlattığı yolu izleyelim” diyordum, o da taksiyle gitmeyi savunuyordu.

Sonunda onu da ikna ettim, Vigo’nun anlattığı yolu denedik. Mecidiyeköy’e gitmek için metro aradık etraflarda. Gözümüzün önündeki metro istasyonunu uzaklardaki bir gazete bayisinden öğrendik, ne kadar dikkatsizmişiz meğersek! Gazeteci elemanın dediğine göre Mecidiyeköy yazarmış metroda. Biz de girdik metroya ve gideceğimiz yönü aradık. Etrafa çok yabancıydık, sanki başka bir ülkeden gelmiştik. Eminim partideki tek yabancı ülkeli arkadaş Xc8 bile İstanbul’u bizden daha iyi biliyordur :) Metroya bindik, etrafta durak çizelgesini aradık. Uzakta bir durak çizelgesi vardı ama Mecidiyeköy yazmıyordu. Mgzzy’e “olm sanki yanlış şeye bindik gibi” dedim. O da baktı çizelgeye, biraz daha dikkatli baktı ve 32 puntoluk -sanırım- “Birinci Levent” yazısının altındaki 10 puntoluk “Mecidiyeköy” yazısını gördü. "Has***ktir" diyerek birbirimize baktık, çünkü bir durak geçmiştik Mecidiyeköy’ü :) Hemen karşı yöndeki metroya atlayıp Mecidiyeköy’e vardık. Bir otobüs durağındaki Milli Piyango'cu amcaya yolu sorduk ve biraz muhabbet ettik. O da yolu bilmiyordu, bize Bornova’da turşucu bir arkadaşı olduğunu ve tanıyıp tanımadığımızı sordu :) Tanırız tabii Bornova’da kaç tane turşucu olabilir ki :P … Neyse, otobüse binme fikrimiz de boşa çıktı. En sonunda yakınlarda bir yerlerde taksiye atladık veee parti mekanına vardık!

2. Nightshift’e Hoşgeldik

Üniversiteye adım attıktan sonra Nightshift posterinin olduğu kapıya yöneldik. Posterleri takip ederek parti mekanı olan study hall’e vardık. Ortama ilk ayak basışımda oldukça heyecanlıydım. Yeni bir ortama girişin heyecanı üzerimden geçtikten sonra kendime geldim, ilk olarak bizi karşılayan Decipher’la tanıştım. Sonrasında da Ragnor, Stranger, Vigo ve ortamdaki diğer kişilerle tanıştım.

Biz geldikten 15 dakika kadar sonra Beelzebub geldi. Onunla da tanışmış oldum. Hazır biz birlikte iken fotoğraf makinesi olanlar birden üstümüze gelip fotoğrafımızı çektiler.

Şekil 2.

Biraz muhabetten sonra üst kata çıkıp adımıza ayrılmış bilgisayarların başına geçtik. Ortamda sahiden de 100mbit’lik bağlantı hızı vardı. Evde 256k ile indirmek için dakikalarca beklediğim dosyalar göz açıp kapayıncaya kadar iniyordu, bu çok güzel bir his… Biraz zaman geçtikten sonra yarışacak ürünlerimizin olduğu cd’yi cdrom sürücüye bağlamayı denedik ama bilgisayarların cdrom sürücüleri makineye bağlı değildi (??!) Biz de cd’yi Vigo’ya verdik ve o da dosyalarımızı kendi makinesinden bizim makinemize aktardı.

Ed: İşte Nightshift partilerinin arkasındaki itici güç: Vigo ve Hyper

Şekil 3.

Muhabbet, bilgisayar, iş-güç derken birisi mekana Wii getirdi!! Aşağı katta Skate ve Ragnor adeta hipnoz edilmiş bir biçimde Wii’de karşılıklı tenis oynuyorlardı. Ben de aşağıya inip Wii’yi kullanma fırsatı yakaladım. Doğrusu Wii gerçekten çok eğlenceli bir araç, keşke fiyatı da kendisi kadar güzel olsa… Wii oynamayı bıraktıktan sonra yukarıya çıkıp işlerime devam ettim.

3. 3 Mart Cumartesi

Gecenin ilerleyen dakikalarında insanlar yavaş yavaş uyumaya başladılar. Başı boş Wii’yi gören Mgzzy hazır fırsatımız varken Wii oynamayı önerdi. Ben de uykulu bir şekilde elimdeki Wii-mote’u sağa sola sallamaya başladım ve sürekli yenildim :) Wii’yi kapattıktan sonra saat 4 civarı masalarımızın dibine çöktük ve uyuduk.

Sabah saat 6:30-7:00 civarı kollarım uyuşmuş bir şekilde uyandım. Mgzzy’i uyandırmaya çalıştım, uyanmadı. Ben de tuvalete kısa süreli bir yolculuk yaptım. Bu kısımdan sonrasını pek hatırlamıyorum, uykuluydum. Bir süre sonra insanlar yavaş yavaş uyanmaya başladılar, anons yapıldı ve herkes dışarıya çıkıp kaydını yaptırıp tekrar parti mekanına döndü. Kahvaltı ikramı vardı; açma, poğaça vs. karnımı doyurdum, bir süre sonra Hydrogen‘in 3dmax ve 3d ile ilgili semineri başladı. 3d’den, modellemeden anlamayan biri olduğumdan pek fazla ilgimi çekmedi, ama oldukça güzel geçti. Saat 15:00 civarı 8 renk piksel grafik yarışması vardı. Tabii ki büyük üstad turbo kazandı. Ardından merakla beklediğim iki seminerden ilki, vst tarafından sunulan “Windows’u unut, Linux kur” semineri vardı. seminerde anlatılanlar benim zaten bildiğim şeylerdi, bence çok da faydalı bir seminer değildi.

Ed: İşte Türk Demoscene'in en yakışıklı ve endamlı grubu Glance :) Bir üyeleri katılamadı partiye maalesef

Şekil 4.

Ed: Türkiye'nin en iyi aktif pc demo coder'ı Anesthetic/Resident seminerini verirken

Şekil 5.

Akşam 18:00 civarında merakla beklediğim ikinci seminer, Anesthetic tarafından sunulan “ilk intro’m” semineri vardı. Anes bizler için canlı olarak bir intro kodladı. Seminer benim için çok öğretici oldu, eve gittiğimde pixeltoaster ile birşeyler kodlamaya başlamıştım :) Sonraları Commodore ile ilgili bir seminer olmuştu, üst katta işlerim olduğu için bu seminere katılamadım. Vigo’nun semineri ise insanların yorgunluğu ve saatin geç olması nedeniyle iptal edildi. Gecenin ilerleyen dakikalarında ise Stumn 201 konseri vardı. Çok güzel bir konser veriyorlardı, ortamdaki müthiş sese rağmen deliler gibi uykum geliyordu. Belki uykum geçer diye Endo‘nun oyun yazmasına yardım eden Mgzzy ve Beelzebub’ın yanına uğradım. Bu iki arkadaşım Endo’ya sürekli güzel fikirler veriyorlardı, ben de uykulu bir şekilde Endo’nun oyun yazışını izliyordum. Logo çizimi için Turbo geldi ve ilk kez Turbo’yu bir iş başındayken izleme fırsatı yakaladım. Hiç tereddüt etmeden “smooth” bir şekilde logo çizişini görünce hayranlıklar içinde kaldım. Ortamdaki müthiş ses ve Turbo’ya rağmen uykuma dayanamadım ve masamın başına geçtim, klavyeyi ileriye ittim ve uyuklamaya başladım. Uyandıktan sonra öğrendim, yanlışlıkla klavyenin üzerine başımı yaslayarak uyumuşum ve bilgisayarın sürekli biplemesine neden olmuşum :)

Şekil 6.

4. 4 Mart Pazar

Bugün compo günüydü. Maalesef katılım çok azdı, bazı compolar iptal edilmek zorunda kaldı. Ama buna rağmen music compo’ya inanılmaz bir ilgi vardı, yarışan o kadar çok müzik vardı ki iptal olan compoların sürelerini biraz olsun doldurmayı başardı. Ben music compo’ya ve gp2x skin compo’ya katıldım. Music compo’da 6. oldum, fakat benden başka katılan olmadığı için gp2x skin compo iptal edildi. Compo’lar sırasında insanlar neredeyse zorla alkışlarken gp2x executable compo başladı, Bronx’un “check this out” isimli demosu dev ekranda gözüktü ve insanlar birdenbire çılgına döndü! Demo bitince sonunda o özlenilen büyük alkışlardan biri daha salonda yankılandı. Aklıma kazınan diğer ürünlerden biri de Rephisto’nun “i don’t need a head” çalışmasıydı.

Şekil 7.

Sonunda compo’lar bitti, ödül törenine geçildi. Turbo’nun neredeyse her compo’da birincilik kazanması nedeniyle ödül için birçok defa çağırılması sonucu çok eğlenceli dakikalar yaşandı. Wisdom/Crescent music compo’da, Turbo/bronx live battle’da, pixel graphic compo’da ve on the fly compo’da, Endo/glance game compo’da, Bronx grubu ise gp2x executable ve combined demo compo’da birinci oldular. Katılım azlığı nedeniyle bazı compo’ların iptal edilmesi sonucu parti beklenilenden oldukça erken bir saatte bitti. Ve herkes evlerine dağıldı…

plazma - 2008