plazma - amatör bilgisayar kültürü

Müzik İncelemeleri

Bilgem 'Nightlord' Çakır

1. Nightshift 07 Müzikleri

1.1. Müzik Yarışması

Öncelikle birşeyi yanlış yaptığımı itiraf ederek başlayayım. Bu reviewleri partiden hemen sonra sıcağı sıcağına yazmalıydım. O sırada bu parçaların üzerimdeki etkileri daha yoğun ve şaşkınlık vericiydi. Şimdi aradan zaman geçtikten sonra bu eserlerle ilgili değerlendirmelerimde haklarını veremeyeceğimden endişeliyim. Bu yüzden öncelikle değerlendireceğim parçaları yapan arkadaşlardan özür diliyorum.

Müzik yarışması genel olarak çok sayıda üzerinde özenilmiş parçaya ev sahipliği yaptı bu yıl. Ben özellikle dikkatimi çeken dört parçaya değineceğim. Bu parçaların hepsini http://nightshift.untergrund.net adresinden indirebilirsiniz.

İlk değinmek istediğim parça Punky 'nin Infusion adlı parçası. Bu benim dinlediğim ilk Punky parçasıydı ve çok pozitif bir şekilde beni etkiledi ve şaşırttı. Daha girişteki filtreli synth sesler ve arkasından giren ritm çok hoş, yalın ve profesyonel. Ardından giren yumuşak armoni bölümü gerçekten beni havaya sokuyor. Üstelik ritmde yer yer serpiştiriliş senkop bölümler de parçaya dinamizim katıyor. Bunun yanında özellikle 00:55'teki ritm kesilmesi ve 1:12'deki synth arpejin kısık sesle girmesi çok hoşuma gitti. Zaten aynı arpej daha sonra 1:36 da daha yüksek volume ile geri geliyor ve bizi parçanın sonuna taşıyor. Parçanın 2 dakikadan biraz uzun olan süresi de tam tadında bırakılmış.

Punky

Şekil 1. Punky

Punky'nin özellikle sound konusunda çok iyi ve yetenekli olduğunu düşünüyorum. Bundan sonra yapacağı müzikleri heyecanla bekliyor olacağım. Bir diğer merak ettiğim konu da Punky'nin sonraki parçalarında nasıl tarzlara uğrayacağı. Genel olarak groove elektronik mi devam edecek, yoksa başka türlere de bir miktar yayılacak mı? Nasıl bir yelpazede ürünler çıkaracak. Özellikle hem sound ekseninde hem armoni ekseninde şapkasında ne tavşanlar saklıyor acaba :) Dediğim gibi heyecanla bekliyor olacağım.

İkinci değinmek istediğim parça Drey 'in Sidling adlı eseri. Drey'in demodojo soundtrack'i hakkında daha önce zaten nasıl bir şaheser olduğuna dair yorumlarım olmuştu forumda. Bu yorumları bu yazının ardına da ekleyeceğim çünkü Plazma daha kalıcı bir platform ve daha çok kişiye ulaşıyor.

Sidling farklı bir kulvardaki bir eser. Onu Demodojo soundtrack ile karşılaştırmak haksızlık olur (hatta benim için Demodojo soundtrackle karşılaştırılabilecek çok çok az eser var).

Sidling tam bir Parti kompo parçası aslında. Akıcı, hızlı iyi melodiler, insanı yakalayan bir ritm ve gaz akor yürüyüşleri. Elektro synth ritm arpejler ve melodiler ile parçanın özellikle ikinci yarısında giren hardrock bateri başarıyla birbirine entegre edilmiş. Bunun yanında parçanın her yerine hakim bir teknik sound ve mixing ustalığı yine göze çarpıyor. Yine parçanın geneline hakim synth lead sesteki akışkanlık ve ustalık dikkatimi çekti. Parça genel olarak giriş gelişme ve sonuç bakımından da iyi kurgulanmış.

Sonuç olarak hakkında söylenebilecek hiçbir negatif şey yok. Sadece Demodojo soundtrack kadar direk omurilikten bünyenize hükmetmiyor :). Drey'in ne kadar iyi bir müzisyen olduğuna dair zaten yakın ve güvenilir kaynaklardan duyumlar almıştım. Fakat NS07 'de eserleriyle karşılaşınca gerçekten tren çarpmışa döndüm. Bakalım bundan sonra neler yapacak...

Müzik compodan üçüncü değerlendireceğim parça ise Schimmer and Fraud ' dan Afromope adlı parça. Benim çok az farkla bu compodaki favorim bu parça. Özellikle 1. dakikada giren saksafon kullanım çok ustaca ve beni benden aldı. Aynı şekilde 1:46'dan itibaren geri gelen saksafon melodisi benim gibi genelde doğu batı sentesi çalışmalara çooook şüpheyle yaklaşan biri için bile çok dürüst ve hoştu. Ayrıca parçanın başında ve sonunda kullanılan jazz gitar sound'u da çok hoşuma giden deatylardan biri. Zaten yer yer kullanılan 70'ler diskosu tarzı bas yürüyüşleri ile de hoş bir entegrasyon sağlamış. Hoş ve nispeten karmaşık bir elektronik ritm - perküsyon bileşimi var. Armonik yönden çok minimalist bir parça. Ama bas, yerinde kullanılan efektler, yalın bir doğulu saksafon yorumlanışı bu kadar güzel bir örgü kurabilirdi diye düşünüyorum. Dediğim gibi benim kişisel olarak pek tercih etmediğim ve hoşlanmadığım pekçok öğe barındırmasına rağmen bu parçanın bütününe bayıldım.

Wisdom

Şekil 2. Wisdom

Muzik compoyu yine tepede tamamlayan ise Wisdom'dan gelen Winter Syndrome. Parçayı dinler dinlemez o gitar sesine tav olmamak elde degil. Sanırım parçanın yarışmada birinci olmasının en büyük sebebi bu gitar sesi ve çaldığı çok özgün melodi. İhtimalen Wisdom'ın kendisi parçanın henüz tamamlanmadığını bütün enstrümanların cilalanmadığını düşünüyordur (partilerde yaptığı parçalar hakkında hep böyle düşünür)

Flexi

Şekil 3. Flexi

Bu sene yarışmada gözlerimizin (ve kulaklarımızın aradığı) iki isim vardı. Biri Flexi/Resident digeri ise Impetigo/Crescent. Oldukça özgün tarzları olduğunu düşündüğüm bu iki müzisyenin yeni çalışmalarını da heyecanla bekliyorum

Impetigo

Şekil 4. Impetigo

1.2. Demodojo Soundtrack

NS07'de müzik componun dışında beni çok etkileyen bir parça vardı. Bu Demodojo'nun ilk demosunun müziğiydi.

Parçanın başlangıcını ilk duyduğumda japon motifinin melodiye yedirilişindeki ölçülülük dikkatimi çekti. Çünkü bazı etnik motifler var ki batı müziğinde kullanılışları bazen çok sıradan ve samimiyetsiz olabiliyor. Belki bin tane yapıt var böyle aynı orta doğu gamını veya uzak doğu gamını kullanan. Batılılar sanıyor ki, o gamlarda melodi yazdılar mı tamam kültürel füzyon oldu. Bu da çoğu zaman o kültürlerde yer alan bilgisizliğin ve ilgisizliğin bir müzisyen üstündeki yansıması olmaktan öteye gidemiyor.

Oysa Drey 'in melodisi eserin türü olan batı klasik müziğine, abartmadan ve aşırıya kaçmadan tam olması gerektiği ölçüde bir uzak doğu motifi ve çok minimal bir armoni katmakla yetiniyor. Ardından giren keman ritmi bütün parçada bana biraz rahatsızlık veren tek yer (5. ve 8. ölçüler arası). Ama parçada hiçbir gereksiz tekrar olmadığı için 9. ölçüden itibaren giren daha bas yaylılarla birleştiğinde artık karşınızda sıradan bir orkestrasyon olmadığını anlıyorsunuz.

Ardından ustaca gelişen bir bas yürüyüşü, saldırgan bir davul ritmiyle kalp atışlarınızı hızlandırmaya başlıyor. Belki de Demodojo'nun asıl engellenemez yükselişi buradaki 8 ölçülük gelişme. Arka planda bunlar olurken önde melodi uyumlu bir şekilde saldırganlaşıyor. Burada dikkatimi çeken çok önemli iki nokta var. Birincisi çanların tuttuğu ritm. Yine ne eksik ne fazla. Tam tadında ve çok zenginlik katıcı bir dokunuş. İkincisi ise tam arp geçişinden önceki brass section'ın yaptığı kısa crescendo. O kadar ustaca yapılmışki oradaki enstrümanların seçimi ve volume kontrolü, gerçekten Londra Filarmoni mi bu diye şüpheye düşüyor insan. Bilgisayarla yapılan müziklerde bana göre en zor en ustalık isteyen konulardan biridir brass section. Biraz müzik bilgisi olan herkes yaylıları kolayca kullanabilir. Fakat bir kompozitörün brass kullanımı bence en büyük ustalık göstergelerinden biridir. Drey bu konudaki ustalığı ile zaten parçanın ileri bölümlerinde bizi fazlasıyla büyüleyecek ama buradaki bir saniyelik ilk kullanım bile pek çok kompozitörün beceremeyeceği birşey.

Ve Harp geçişi... Her zaman orkestrasyonlarda hoşuma giden bir detaydır. Burada Drey brass section crescendosunun ardından yaylıların armonisinde sadece en tiz notayı bırarkırken önünde harpı kullanıyor ve dinleyiciyi öyle bir noktada bırakıyor ki...

Drey

Şekil 5. Drey

Do La... Sol re mi... Bir anda nefesimi kesen piyano melodisi. Öyle yalın, öyle samimi, öyle dokunakli... Sol el piyano da Fa Major - Sol Major - La Minör arpeji ile o yalın melodiye eşlik ediyor. Daha burada piyanonun büyüsünden kurtulamamışken La minörle beraber giren violaların arpeji bütün benliğimi teslim alıyor. Hiç birşey kendini tekrar edemiyor. Bir de bakıyoruz ki yeni bir gelişme sekansına girmişiz bile. Hem de olaylar o kadar hızlı ve dinamik gelişiyor ki. O piyano melodisine gireli henüz 4 ölçü olmuşken violaların arpeji başlıyor. 6. ölçüde bu arpej çift sesli hale geliyor. 8. ölçüde o muhteşem brass melodisi, tüylerimi diken diken eden askeri trampet ritmiyle beraber katılıyor bu ustaca hazırlanmış dokuya. Drey'in sanatçılığına, kurduğu müzikal cümlelerin tetiklediği duygu yoğunluğuna mı odaklanayım, bütün bunları yaparken gösterdiği teknik ustalığa mı (hiç bir enstrümanın doğal sınırlarının dışında kullanılmaması, volume mixingindeki inanılmaz temizlik, nota vuruşlarındaki şiddet dinamizmi) odaklanayım bilemiyorum. Her nota her bir enstrümandan çıkabileceği en temiz ve yalın haliyle çıkıp karmaşık ama kusursuz bir uyumdaki bu müzikal dokuda kendine ait yeri alıyor.

Ardından gelen 8 ölçü ise daha az gözönünde olan bir harp geçişiyle başlıyor. Bu sefer Drey orkestrasındaki enstrümanların rollerini değiştiriyor. Piyano arka plan arpeji ile geri dönerken, tiz yaylılar 4 ölçü boyunca bizi brass section ile başbaşa bırakıyor. Burada benim çok hoşuma giden bir olayda bu 8 ölçü boyunca çok hakim bir melodi olmaksızın sadece armonik bir ilerlemenin parçayı domine etmesi. Benim gibi kontrapunto severler için çok lezzetli olan bu bölüm son 4 ölçüde yaylıların brass section ile karşıt yükselip alçalan çizgisi ile zenginleşip bizi herşeyin başladığı yere doğru götürüyor.

Sonraki 8 ölçüde piyanodan önceki ilk yükselişte tanıştığımız melodi ile tekrar buluşuyoruz. Bu sefer ilk seferkinden farklı bir armonik yürüyüş içinde dolayısıyla daha farklı, hatta daha olgun ve belki biraz da vedalaşmaya hazırlanan bir örgü içinde. Zillerle yapılan bir crescendo bütün orkestrayı sessizliğe yöneltirken bizi tekrar ana melodi çanlar ve bas yaylılarla bırakıyor.

Parça bittiğinde nasıl bir yoğunlukla, ustalıkla ve ölçülülükle karşılaştığımı nasıl bir şahesere maruz kaldığımı bütün benliğimle hissettim. İşte bir sanatçının teknik temellerindeki sağlamlığı, sanatsal ifadesindeki özgünlüğü ve dürüstlüğü birleştireceğine dair inanılmaz bir örnek. Zaman zaman bu mükemmel birleşimi yakalamanın hiçbir zaman mümkün olamayacağına inanıyorken, her 4-5 yılda bir karşıma çıkan bir eser, beni bu derecede etkileyip, bu mükemmelliği hep aramamız gerektiğini ve belki birgün yakalayabileceğimizi tekrar öğretiyor. Drey'e, herşeyden önce bana teknik ve sanatsal mükemmelliğin mümkün olduğunu tekrar öğrettiği için teşekkür ediyorum. Scene'e girdiğin o kutlu güne ve buna dolaylı olarak aracı olan Plazma dergisine ayrıca teşekkür ediyorum.

Scene bu ülkede ne zaman ne iniş çıkışları yaşayacak bunu kestiremiyorum. Ama verilen organizasyonel ve yayınsal emeklerin karşılığında hiçbirşey olmasa bile sadece Drey'i kazanmamız ve onun bu şaheseri yaratıp bizlerle paylaşmasına meydan sağlamamız bile şahsen bana yeter...

2. 7d7 Müzikleri

Bu parçaların hepsini http://7dx-party.org adresinden indirebilirsiniz. Burada değindiğim parçaların yanında Chaotique/Demodojo City of Jaded Eyes isimli bir parça yayınlarken, Crescent'ın iki usta müzisyeni Wisdom ve Impetigo da 7D7 Jam isimli ortak bir çalışma yayınladılar.

2.1. Machine's Dream - Drey/Demodojo

Bu benim için hayli gaz ve ilginç bir parçaydı. Benim gibi 80 sonu 90 başı gitar riffleri ekolünden gelen biri için özellikle parçadaki ritm gitar kullanımı çok güzel bir unsurdu. Aslında parçayı daha dikkatli incelediğimde zaten benim beğenmemi sağlayan bazı başka unsurları da görebiliyorum.

Bir kere Drey'in genelde seçtiği akor dizilimleri tam benim zevkime göre. Bol bol gaz La minör Fa majör geçişleri olsun, interlude'deki Fa majör, Sol majör, La minör, Mi minör dizilimi olsun, bunlar teenage rock'çı yıllarımızda kanımıza işlemiş bir kere... Şimdi duyduğumuz yerde kafa sallayıp power stance durumuna geçiyoruz (power stance ile ilgili olarak bakınız school of rock filmi)

Zaten parçanın ilk iki dakikasındaki ritm gitar temellerinin üzerine interlude'den önceki 4 ölçülük solo da iyice beni benden alıyor. Ben olsam orada daha en az 12 ölçü daha gitar öttürmeye devam ederdim bu gazla... Ama işte ölçülü insan Drey tadı damağımızda bırakmasını birkez daha beceriyor.

Ama Machine's dream sadece gitarlardan ibaret bir parça da değil. Baştaki piyano introsu, 3. dakika civarlarında giren sentetik seslerle yapılan ınterlude bölümü, parça boyunca bas gitarın gösterdiği değişimler hep yine çok ustaca. Özellikle bas gitardaki duru ama sağlam melodiler parçaya çok önemli bir referans noktası sağlıyor. Zaten akor diziliminin arkasında sabit akorda kalan bas kullanımı hep hoşuma gitmiştir, bu parça da en iyi örneklerinden biri.

Son olarak yine parçanın genelindeki giriş, gelişme, sonuç akışı ve seslerin ve mixing in teknik kalitesine hayranlığımı dile getirerek bu güzide parça ile ilgili düşüncelerimi tamamlayayım. Yüce yetenek Drey'in hastasıyız ailecek ve her parçasını heyecan ile beklemeye devam ediyoruz.

Hydrogen

Şekil 6. Hydrogen

2.2. Drey

Şarkıyı ve ismi geçen müzisyenleri tanımayanların bir isim kargaşası yaşamaması için ilk başta bazı açıklamalar yapayım. Drey aslında bir FRP hikayesinde bir karakterin adı idi. Ardından, Hydrogen adlı C64 müzisyeni, bu karaktere ithafen Drey isimli bir SID müziği yaptı. Ardından scene'e yeni ilgi duyan bir diger müzisyen kendisine scene takma adı olarak Drey'i seçti. Sonra da Drey takma adlı bu müzisyen Hydrogen'in Drey adlı SID müziğine pc'de remix yaptı. Hala kafanız karışmadıysa şimdi karışacak. Drey karakterini ilk yaratıp, FRP hikayesine koyan da zaten Drey (müzisyen olan) idi. :)

Bu nasıl orjinal bir orkestrasyondur. Etnik, senfonik, metal nasil bu kadar guzel dengelenir. Bir kez daha akıllara durgunluk verecek bir iş ile karşı karşıya kalmanın tarifsiz dumur ve mutluluğunu tadıyorum.

Önce Drey vardı. Kadim zamanlardan beri yaşayan bir irfan. Sonra Hydrogen ona bir SID besteledi. Şimdi Drey o SID'i başka bir medyada canlandırdı. Biz normal ölümlüler de bu yetenek pınarı soydan daha başka neler çıkacak diye bekler olduk.

Öncelikle şunu itiraf etmeliyim. Ben Drey'in SID versiyonunu resmen anlamamışım. Yani kendimi hayret ve dehşetle kınıyorum. Orkestrasyonu dinledikten sonra orjinali yeniden dinlediğimde zaten orada olan bazı temel armonik öğeleri resmen tamamen kaçırmış olduğumu farkettim. Bunun için daha önce Drey SID ile ilgili olarak Hydrogen'e saygı ve tapınmalarımı yeterince iletmemiş olmaktan dolayı utanç içindeyim.

Parçanın orjinal kompozisyonunda yer alan 50. saniyedeki akor değişimi aradaki interlude ve ınterlude sonrasındaki solo melodi ( orkestra versiyonunda elektro gitarın seslendirdiği) harika öğeler ve Hydrogen'e şapka çıkartıyorum.

Orkestrasyonda ise Drey bu esere hakkettiği kalitede bir aranjman ve teknik mükemmellik ile yeni bir boyut getiriyor. Yine günlerce parçayı tekrar tekrar dinleyerek bu iki ustanın uyguladıkları trikleri tespit edip öğrenmeye çalışıyorum.

Drey orkestrasyonda parçayı biraz daha yavaşlatarak başlamış işe. Bu hem bas ritmi taşıyan çello/kontrbas grubunun daha gerçekçi ve doğal duyulmasını sağlıyor, hem de daha sonra giren slow heavy metal bateri ritminin daha patlayıcı bir etki yaratmasını sağlıyor bana göre.

Beni benden alan bir diğer trik 4.ölçüde giren tef + üçgen zil karışımı etnik perküsyon. Ben daha buna diyecek söz bulamazken 8.ölçüde giren darbukaların etnik ritmi güçlendirmesi ve aynı anda önde yine brass section'ın melodiye girişi, 12. ölçüde ritm gitar ve baterinin girişi, 16. ölçüde lead gitarın girişi 18'de modülasyon ve ardından süper bir geçiş ile Hydrogen'in harika interlude bölümünün oboe, yaylılar ve hafiflemiş etnik perküsyon ile girişi. Sanki arka arkaya birbirinden güzel resimlere bakıp daha birindeki detayları inceleyemeden diğerinin gelmesi gibi bir his yaratıyor bende. Bu parçanın özellikle ilk 26 ölçüsünün kompozisyon derslerinde build-up örneği olarak okutulması lazım, yok böyle bir akış. Zaten interlude'den sonraki patlayıcı final solosu ve son bölümde ritm lead ve yaylı basların birleşimi böyle muhteşem ve görkemli bir orkestrasyon örneğini de harika tamamlıyor.

Bunun ardından bize kalan bu iki üstada bol bol ilham dilemek ve "yok mu şöyle başka kuzen, yeğen, dayıoğlu, amca kızı" diye sormak oluyor

Bu tip bir eserle karşılaştığım zaman birbiri ile çelişen iki dürtü hissediyorum. Birincisi, "Ne kadar hayran kaldığımı ifade etmeliyim. Yok bu yazdıklarım yetmedi bir paragraf daha yazıp falanca unsura olan hayranlığımı da dile getireyim". İkincisi ise "Böyle bıdı bıdı yazıp durmayayım parçanın ne kadar aşmış olduğu zaten gün gibi açık, ben kimim de bu kadar review yazmaya hak görüyorum kendimde".

İşte bu iki dürtünün ortasında bir yerleri tutturmaya çalısıyorum ama tutturamama ihtimalimi göz önüne alarak açık açık yazayım dedim: Burada yazabileceğim herşeyin ötesinde bir miktarda bu parçaya hayranlık duymaktayım. Bu parçaya ve bunun gibi gelecekteki parçalara umarım benden çok daha ehil insanlar da geri besleme verirler.

plazma - 2008