plazma - amatör bilgisayar kültürü

Türk Scene Tarihi

Uğur 'Vigo' Özyılmazel

1. Giriş

Merhaba sevgili Plazma okuyucuları! Bu aydan itibaren sizlere Scene dünyasının Türkiye ve Türkler ile ilgili kısmını yazacağım. Internet üzerinde yaptığım aramalara rağmen konu ile ilgili detaylı bilgi bulamadım. Amacım, gelecek nesillere en azından belge tadında bir doküman bırakmak!

Öncelikle Scene nedir? Kısaca tanımını yapmak istiyorum. Bizi sözlük anlamı çok da fazla ilgilendirmiyor. Önemli olan, kullanıldığı yerdeki anlamı. Normal şartlar altında her konunun kendine ait bir Scene'i olabilir. Yani kedileri seven, zaman zaman biraraya gelen, yeni çıkan kedi mamaları hakkından konuşan, konu ile ilgili web sitesi açan ya da “en güzel kedi” yarışması düzenleyen insanların oluşturduğu camiaya da Kedi Scene'i ya da Kedi Sevenler Scene'i denebilir.

Bu scene içinde olanlar, "en değerli kedi türü hangisidir", "en nadir bulunan kedi rengi", "en şişko kedi" ya da "kediler en çok neyi yemeyi sever" gibi acayip konuları çok iyi bilirler. Hatta var ise kediler ile ilgili belgesel dvd'leri, aylık kedi magazinleri gibi şeyleri de satın alırlar. Yani kedi konusu ile ilgili her olaya girer, her tür medyayı takip eder, kendisi gibi ilgili diğer insanları bir şekilde bulur, tanışır ve hayatı boyunca, paso bu konularda sohbet etmek ister.

İşte bizim Scene de aynı bunun gibi birşey. Kronolojik olarak baktığımız zaman, Scene 80'lerin başları ve ortası gibi başlıyor. O yılların en popüler bilgisayarları olan Commodore 64, Atari, Spectrum ve Amstrad, Scene'in doğmasına yardımcı oluyor. Tabii ki en yaygın ve dolayısıyla en domine sistem Commodore 64.

İlk etapta oyun kırma işleri Scene'inin temel unsuru oluyor. Oyunların olduğu teyp kasetlerinde, kopyalamaya karşı koruma bulunuyor (Copy Protection). Bu koruma zahmetli bir kurcalama sonucu ortadan kaldırılıyor ve oyunlar artık kopyalanabilir hale geliyor. Daha sonra, teypten ara-yüklemeli oyunlar kimi zaman tek parça dosya haline, kimi zaman da disketten yüklenebilecek hale getiriliyor. Bu işleri yapan insanlar bir anda kendilerini “Crack Scene” içinde buluyorlar... Bu işleri yapana “Cracker”, orijinal oyunu bulana (genelde satın alana) “Original Supplier” deniliyor.

Bu işleri yapmak kolay değil. Hem zor hem de uzun vakit alan bir işlem. İnsanın doğasında olan, ünlü olmak - tanınmak iç güdüsü, bu işi yapan insanların kendini tanıtma isteğini doğuruyor. Oyun kıranlar, kırdıkları oyunların başına kendi takma adlarını ya da bu işi yaptıkları ekibin adını (Grup) yazmaya başlıyor. Böylece oyunu kıran kişi/grup artık tanınmaya başlıyor (tabii ki takma isimlerle).

Böylece “Intro” dediğimiz kavram doğuyor. Oyunların başına koyulan, "introduction" kelimesinin kısaltması olan “intro” lar, oyunu kıran grubu tanıtıyor. Yapılan crack ile ilgili notlar, eğer oyun "train" edilmişse (sonsuz hak, sonsuz mermi gibi) trainer ile ilgili notlar vs. Asıl önemli bilgi ise bu gruplarla temasa geçmek için bırakılan adres ve telefonlar.

Yavaş yavaş iş büyüyor, özellikle Avrupa'nın pek çok ülkesinden gruplar türemeye başlıyor. İnternetin olmadığı bu dönemlerde insanlar birbiriyle posta yoluyla haberleşiyor. Disketler gidip geliyor tüm dünyada. “Swap” dediğimiz olay doğuyor. Teknoloji ilerliyor, “Modem” denilen efsanevi cihaz çıkıyor. Artık crackerlar mektup / posta yerine direk uzaktan bilgisayarlarını birbirine bağlıyor. İlk başlarda inanılmaz düşük hızlarda da olsa bu, "Modem Scene'inin" doğmasını sağlıyor.

Zaman içinde gruplar, intro'larına daha çok önem vermeye başlıyor. İlk başlarda çok basit tasarımlara sahip olan introlar, yavaş yavaş özenle yapılmış grup logolu, çok renkli karakterlerle yazılmış yazılı mesajlara sahip oluyor. Intro'larda çalan müzikler ciddi ilerleme kaydediyor, ekranda sabit duran yazılar birden kaymaya başlıyor.

Gruplar zaman zaman biraraya geliyor, bilgisayarlarını yanında getiriyor ve oyun kırma partileri yapmaya başlıyor. “Copy Party” denilen şey doğuyor. Yarışmalar yapılıyor "ilk şu oyunu kim kıracak" , "en fazla trainer opsiyonunu kim ekleyecek?" gibi. Bunlar da yetmiyor, artık "en güzel intro'yu kim yapacak", "en güzel logolu intro kimin olacak" gibi saplantılar başlıyor.

Görülüyor ki, oyunu kırmaktan daha zevkli şeyler var. Introlar oyun başlarında çıkan küçük şeyler olmaktan kurtulup, tek başlarına yayınlanan minik ürünler haline geliyor. Bu da yetmiyor, 4-5 tane intro arka arkaya paketlenip mini bir intro-koleksiyonu oluyor. Artık bunların adı “intro” dan çıkıp yavaş yavaş “demo” adını alıyor. Demonstration kelimesinin kısaltması yani.

Bu noktada Scene, kendi içinde küçük bir ayrıma gidiyor, Scene ve Demoscene şeklinde... Tüm illegal işler (oyun kırmak , kopyalamak , kaçak telefon hatları gibi) Scene'e ait oluyor, Demo / Intro gibi sanatsal ağırlıklı işler ise Demoscene'e ait oluyor. Bunun dışında, “BBS Scene” , “Crack Scene”, “Hack Scene”, “Asci Scene” gibi değişik fraksiyonlar da doğuyor.

Bu bölünmeler platform / makine bazında da oluyor. “Amiga Scene”, “C64 Scene”, “Atari Scene”, “Amstrad Scene” gibi o dönemin popüler makineleri, kendine özgü bir scene'in parçası haline geliyor.

Benim kendi içinde bulunduğum ve 1988 yılından beri bizzat takipcisi olduğum platformlar C64 , Amiga ve bazı Console/Handheld cihazlar ile ilgili scene'ler. Elimden geldiği kadar PC scene'ini de takip ediyorum. Fakat benim için gerçek scene hep C64 ve Amiga scene'i olmuştur.

Bu uzunca Scene tanımlamalarını yaptıktan sonra, asıl konumuz olan “Türk Scene”i ne geçelim artık.

2. İlk Türk Grupları

İlkleri yazmak ve anlatmak gerçekten çok güç. Sebebi şu, benim scene ile tanışmamdan öncesini iyi bilmem gerekiyor. Ne yazık ki bugün (2008) itibari ile, 1980'li yıllardan kalan scener sayısı yok denecek kadar az. Pek çoğunun sadece takma adını biliyoruz, belki bir kısmını da hiç bilmiyoruz. Umarım bu yazı dizisini o eski güzel günlerden kalan abilerimiz okur da bize bir şekilde ulaşır, hatalarımızı eksiklerimizi düzeltmemize yardımcı olur.

1988 yılında, mahalle ve grup arkadaşım olan sevgili Emre Yavuzkal (ilk adı demo idi sonra skywalker oldu) ile Amiga 500'de oyunlara bakarken hep karşımıza “Zombie Boys” adlı bir Türk grubunun introları çıkardı. Keza, ben, C64'ümdeki oyunlara bakarken karşıma hep “The Metro Boys”, “Fast Generation” , “The Joker Crew”, “Comrade”, “The Danger Cobra” gibi grupların introları çıkardı.

İlk başlarda bu grupları, adlarından ve introlarda geçen ingilizce yazılardan dolayı yabancı zannederdim. Meğerse öz be öz yerli malı yurdun malı tarzı bizim öz Türk gruplarıymış hepsi.

Bir Joker Crew introsu

Şekil 1. Bir Joker Crew introsu

Küçük bir dip not, aslında keşke İstanbul dışından, diğer şehirlerde oturan arkadaşlarımız da bize ulaşsa da, o dönemlerde o şehirlerde acaba hangi gruplar vardı bilsek. Benim yazacağım bu belge, ne yazık ki yaşadığım yer ile bağlantılı. İstanbul'u baz almak zorundayım. İleriki yıllarda İzmir, Ankara gibi diğer şehirlerdeki gruplarla ve arkadaşlarla temasa geçtik, fakat işin ilk başlarında o şehirlerde durumun ne olduğunu ben de tam bilemiyorum.

Konuya geri dönelim, o yıllarda karşımıza çıkan C64 gruplarını listelersek;

  1. The Metro Boys

  2. Fast Generation

  3. Turkish Mega Force

  4. Light Force

  5. The Joker Crew

  6. Comrade

  7. The Danger Cobra

  8. TNF'77

  9. The Cobra Boys

  10. Echo Crew ( Ankara )

  11. Pet Shop Boys ( Ankara )

Bu gruplar genelde “Import” grubu dediğimiz, yurt dışı ile kontağı bulunan, özellikle oyun ağırlıklı swap yapan, gelen oyunların başındaki orijinal intro'ları çıkarıp kendi introlarını koyan ve bilgisayar dükkanlarına dağıtan gruplardı.

Bir Metro Boys introsu

Şekil 2. Bir Metro Boys introsu

Bu gruplar içinde , kendilerine özgü introları bulunan (genelde müzik ve fontlar başka yabancı gruplara aitti çünkü o zamanlarda grafiker ve müzisyen bulmak neredeyse imkansızdı) gruplar The Metro Boys, The Joker Crew, Comrade, The Danger Cobra idi. Diğer gruplar “Ripping is an Art” (yani başkasının yaptığını araklamak bir sanattır) deyişini hayat felsefesi yapmışlardı ve pek çok yabancı grubun introsunu araklayıp kendi logolarını koyup sanki kendi introları gibi dağıtmışlardı. (Bunu yapanlardan biri de bendim, detaylar ileriki paragraflarda)

O yıllarda biraz yabancısı olduğum Amiga Scene'inde ise yine gruplar türemiş ve aynen C64'te olduğu gibi release'lere devam etmişlerdi. İşte hatırladığım Amiga grupları;

  1. Zombie Boys

  2. Tacs From Turkey

  3. Angels

  4. ACS ( Ahmet Cracking Service )

  5. Bodys

1988 yılında kendi grubumuz olan “The Hacker Boys” u kurmuştuk. C64 ve Amiga platform'unda işler yapıyorduk. Özellikle arakladığımız C64 introlarını sanki kendi release'lerimizmiş gibi bilgisayarcılara dağıttığımız oyunların başına koyuyorduk.

3. Commodore Show 1988

O yıl düzenlenen Commodore Show'a gitmiştim. Elimde 1-2 tane intro-maker (hatta intro-packer) stand stand dolaşıp “Intro Maker var mı?” diye soruyordum. A-Soft adlı dükkanın standına girdiğimde, ilk kez birisi bana “Evet intro maker var” demişti. Ben de “Bende de var, değişelim mi?” dedim. Cevap “Yok, istersen satarım” şeklinde olmuştu. O güne kadar topu topu 4-5 tane disketim vardı. Evet, taa ki o güne kadar.

Bana intro satmak isteyen kişi ile bir anda kanka olmuştuk. Az ileride bulunan Teleteknik standında özel C64 köşesi vardı. 7-8 tane C64 set insanlar kullansın, takılsın diye duruyordu. 2-3 tane setin önü inanılmaz kalabalık. Birisi bağırıyor “Coca-Cola demosunu isteyen var mııı?” millet hemen disketini uzatıyor anında kopya... Yani Commodore Show biranda Copy-Party tadına bürünmüş.

Bir Zombie Boys introsu

Şekil 3. Bir Zombie Boys introsu

Disketim olmadığı için koşarak o intro satmak isteyen arkadaşa gittim, durumu anlattım, bana 1 kutu parrot marka disket ( 1 kutu = 10 disket ) verdi. 5 dakika sonra yanına geri döndüm , disketler ful dolmuştu. Yeni bir kutu istedim. O gün fuarın son günüydü, akşam saat 18:00 olmuştu, “kapatıyoruz” anonsu yapılırken biz halen disket kopyalıyorduk. O günden sonra yaklaşık 200 tane disketim olmuştu. Kaç kutu kopyaladık hatırlamıyorum bile... Parti yarım kalmış, ertesi gün, oradan tanıştığımız bir arkadaşın evinde kopy'e devam etmiştik.

O gün evine gittiğim o arkadaş ile yıllar sonra Show TV binasında karşılaştım. Kendisi Digiturk'ün Genel Müdürü olmuştu :) Neyse, o gün, kopya için gelen arkadaşların biri, C64'de ufak tefek Assembler yazıyormuş, bana ekrana yazı yazdırmayı göstermişti... O an da benim için dönüm noktası olmuştur.

O kadar çok bakacak intro / demo vardıki anlatamam...

4. Violet Osman ve Angels'dan Süha

Bir gün, Suadiye/İstanbul'da bulunan (halen de açık olan) Violet Computer House adlı yerde, grup arkadaşım demo, sinclair oyunu satarken, içeri biri girdi. Dükkan sahibi Osman abi, “Bak işte oyunları bunlar getiriyor” dedi bana. Ben bir anda içeri giren kişiye heyecanla baktım, hemen atladım tabi, “Abi kimsiniz nesiniz? nasıl oluyorda oluyor” gibi. Meğer karşımdaki kişi Angels grubundan Süha imiş.

Sağolsun, bana bir disket verdi, dedi ki “Bak bunun içinde disk-mag denen programlar var, orada değiş-tokuş (swap) yapmak isteyen kişilerin ve grupların adresleri var, İngilizcen varsa onlara mektup yaz, bir de disket doldurup gönder” dedi. Belkide Scene'e girişime ön ayak olan bu kişi, yıllar sonra benim için düşman statüsünde biri olacak, rakip grup olacaktık. Tabi kişisel bir şey değil, grup olayları her zaman herşeyin üzerinde :) :) :)

Eve gidip diske baktığım zaman aklım durmuştu. Party Invitation'lar (Copy Partiler için davetiye introları), yeni demolar, introlar, disk-mag'ler... O gün benim hayatımda bir mihenk taşı oldu.

5. Fuckings to Zombie Boys

Zombie Boys ve TACS

arka(soldan sağa): move/zombie boys , creep/tacs from turkey, turbo/zombie boys, ???, ön : jason/zombie boys, malice/zombie boys

Şekil 4. Zombie Boys ve TACS

The Hacker Boys olarak, her oyunun başında çıkan Zombie Boys introları bizi çok fena uyuz etmişti. Biz de o günden itibaren işi gücü bırakıp dağıttığımız oyunlara koyduğumuz tüm introlarda Zombie Boys'a küfür ettik. Reklamın iyisi kötüsü olmaz değil mi?

Grubumuz büyümüş ve şu üyeleri bünyesine katmıştı : Ventor, Evilman, Spiderman, Nighthawk, Eldorado, Demo. Şaka maka 6 kişiydik. Ventor ve Evilman C64'de code yazıyordu, Spiderman C64'de grafiker di. Nighthawk Amiga'da grafik müzik, Demo Amiga'da code ve Eldorado'da Amiga'da swapper dı ve Erman Amiga House'da çalışıyordu :)

Ed: Şimdiki takma adı ile Spaztica. Yukarıdaki resimdeki Jason'ın bugunkü hali yani. Yıllar karizmayı artırmış :)

Şekil 5.

Birgün Nighthawk gelip bize “Ben Zombie Boys'a katıldım” dedi. Bizi arkamızdan bıçakladı yani... O dönemlerde Zombie Boys, tüm grup olarak Aytaç Bilgisayar / Mecidiyeköy / İstanbul'da takılırdı. Grubun efsane coder'ı Move, Aytaç Bilgisayarda çalışırdı. Bir gün Nighthawk ile beraber Zombie Boys toplantısına ben de kaçak olarak gitmiş, gittiğim gibi de benim The Hacker Boys olduğumu anında anlamışlardı. “Neden bize küfür ediyorsunuz” diye soran Turbo'ya “Ben etmiyorum, bizim Amiga'cı ediyor” demiş ve bir şekilde olaydan sıyrılmaya çalışmıştım :) :) :) (Ed: Yalnızca bu hikayenin bütün detaylarını canlı olarak Vigo'dan dinlemek için bir demo partisine gitmeye değer :) )

6. The Joker Crew

Zombie Boys toplantısından kazasız bir şekilde kurtulmuştum. En azından atık onlar da The Hacker Boys'u biliyordu. Benim de yurt dışı ile bağlantım olmuş, oyun olsun, demo olsun, dergi olsun yağmur gibi gelmeye başlamıştı. Commodore dergisinde “Compushop” adlı bir dükkanın ilanını gördük. İlanda, “Intro Maker satılır” yazıyordu. Büyük bir heyecanla Bostancı'dan kalkıp hayatımda ilk kez Merter adındaki semte gitmiştim diğer grup arkadaşımla.

Tonlarca intro maker. Meğerse Compushop'un sahibi aslında Türk C64 gruplarının en önemlilerinden olan “The Joker Crew” un founder'ı (kurucusu , lideri) imiş. Bu sayede pek çok diğer Türk grupları ile yüz yüze tanışma şansım oldu. TNF'77, The Cobra Boys gibi...

Zaman içinde The Hacker Boys'u kapatıp biz de The Joker Crew'a katıldık. Düzenli olarak swap yapıyorduk. En son çıkan demolar, oyunlar, disk-mag'ler, hepsi geliyordu yurt dışından. TJC sayesinde pek çok yabancı grupla iletişime geçtik. Oyun dağıtımı konusunda fırtına gibi esiyorduk.

Zombie Boys ve Bronx'un kurucusu ve dünyanın en iyi grafikerlerinden biri: Turbo

Şekil 6.

Bu esnada diğer Türk grupları genelde kendilerine üs olarak bir bilgisayarcı seçerler ve orada takılırlardı. Genelde burada çalışan 1-2 kişi de o grubun üyesi olurdu. Grup o dükkana bedava olarak oyun verir, bunun karşılığında hem orada takılır hemde disket ihtiyacını karşılar, arada beleşe yemek yer, gazoz içerdi.

7. Erman Amiga House

İşte bu tarz dükkanlardan en meşhuru, başta Feneryolu/İstanbul'da olan, daha sonra Kadıköy/İstanbul'a taşınan Erman Amiga House (yada Erman Software House/Erman Elektronik) idi. Bu dükkan, dönemin en ünlü gruplarına ev sahipliği yaptığı gibi, Commodore Dergisi'nin en ünlü yazarlarının da takıldığı hatta çalıştığı mekandır. Ayhan Kalaylıoğlu, Tuna Ertemalp gibi efsanevi Developer'lar hep bu dükkanın tayfasındandır (Ed: Tuna Ertemalp şu an ABD'de yaşamaktadır ve Microsoft'ta üst düzey bir yönetici olarak çalışmaktadır).

Keza, Crockett/Metro Boys ^ Zombie Boys, Caiser Boys/Zombie Boys da bu dükkanda çalışan elemanlardandır. Yani Erman'a gelirseniz kesin ünlü bir scener'ı görme şansınız vardı. Ben de bu ümitlerle Erman'a takılırken Comrades / The Danger Cobra grublarının coder'ı Mephisto ile tanıştım. Kendisi o an için Zombie Boys'un C64 bölümünün lideri imiş. Başka bir dükkanda buluşmak için randevüleşmemize rağmen ben o gün oraya gidememiştim. O devirde cep telefonu da yoktu :) Bir şekilde kontağı kaybetmiştik.

1989 yılına geldiğimizde, ben üniversiteye başlamıştım. Yan sınıfımız Fizik bölümüydü ve fizik bölümünde 2.sınıfta okuyan bir scener ile karşılaşmıştım. Bu scener, bir yıl önce buluşmayı başaramadığım Mephisto/Zombie Boys'du.

8. Grup Sayısı Artıyor

1989 yılının sonlarına yaklaştığımızda, ağırlıkta Commodore 64 olmak üzere irili ufaklı gruplar türemeye başladığını görüyoruz. Bu gruplar genel olarak o dönemde import grubu. Yani grup olarak kendilerine ait prodüksiyon üretmeyen gruplar (bazıları daha sonra kendi ürünlerini de üretecekti). İlk bakışta aklıma gelen gruplar;

  1. Accuracy

  2. Chaos #1

  3. Medal

  4. Uğur Moda

  5. Bross

İşin garip yanı, bilgisayar dükkanları da bir grup gibi takılıyordu o dönemlerde. A-Soft, Sorbim , Abacus, Erman , Laçin, UFO gibi dükkanlar, derme çatma introlar ile (genelde maker yardımıyla yapılmış) kendi çaplarında release yapıyorlardı.

Önümüzdeki ay Türk gruplarının yükselişini, Scene'den Demoscene'e geçişlerini anlatacağım. Yazıda gördüğünüz eksik / yanlış / hatalı ne var ise lütfen bana iletin.

plazma - 2008