plazma - amatör bilgisayar kültürü

Forever 9 Parti Raporu

Arnold (Jailbird) Cistai

Bu senenin başlarında, 2008’in ilk yarısında ziyaret etme şansım olan iki partiyi merak etmeye başlamıştım. Bunlardan ilki benim ana hedefim olan Breakpoint idi (birçok bilindik nedenden ötürü) ve diğeri ise benim açımdan ucuza gelecek ve ulaşılması çok kolay olan Forever 9 partisiydi. Her iki aktivitenin arasında yalnızca bir haftalık bir zaman dilimi vardı. Bir sure boyunca Slovakya yolculuğunu yapıp yapmama konusunda teredütte kaldım. Ama ikinci kez düşündüğümde bu çılgın Macar partisinin kaçırılmaması ve kesinlikle orda olmam gerektiğine kanaat getirdim.

Benim kayınpeder uzun bir aktörlük kariyerinin ardından bir ulusal Macar ödülü aldı ve Cuma öğleden sonra yapılacak törene davet edildi. Ben de Poison/Singular ile buluşacağım yere, Budapeşte’ye beni yanında götürmesini rica ettim. Sonradan bunun büyük bir hata olduğu ortaya çıktı. :)

Öncelikle yolculuğumuza oldukça geç başladık. Kayınpederim biraz hızlanarak arayı kapatmaya karar verdi ancak Murphy’nin kanunları bizi vurdu: polis tarafından durdurulduk. Polise kibar davranıp bir an önce siktir olup gitmek yerine polisle tartışıp bağırmaya başlayınca 20 dakika kadar orada sıkışıp kaldık. Zaten çok gecikmiştik ki Murphy’nin kanunları ikinci kez uygulandı: sınırda oldukça uzun bir araba kuyruğu oluşmuştu. Her zaman zeki takılan sevgilimin babası, trafikten yırtmak için emniyet şeridini kullanmaya karar Verdi. Macar başbakanının imzaladığı bir davetiyemiz vardı ve bir şekilde bu davetiyi sınır devriyelerinin burnuna sokmak işe yaradı, sınırı geçmeyi başardık, hem de oldukça hızlı bir biçimde.

Budapeşte’ye kadar oldukça hoş bir yolculuk yaşadık, ama şehre geldiğimiz gibi yoğun bir trafikle karşılaştık. Burnumuza garip bir koku geliyordu. İlk başta dışardan geldiğimiz bu kokunun çevredeki insanların bağırarak bizi uyarması üzerine arabamızdan dökülen bir sıvıdan geldiğini anladık. Murphy’nin kanunları 3. kez işliyordu. Zaten çok gecikmiştim. Bu noktada kısa bir vedalaşmanın ardından kendimi arabadan dışarı atıp, herhangi bir toplu taşıma bulunan en yakın istasyona doğru koşmaya başladım. Trenimin kalkmasına 1 saat kadar bir sure kalmıştı ve ben hala şehrin bir ucundaydım. Böylece elimde bagajlarla hiçbir araca çarpmamaya çalışarak yoğun öğle trafiğinin içinde, araçların arasında koşuşturmaya başladım. Ama sonuç olarak trenimin kalkmasından once istasyona yetiştiğim, hatta hatta Çin restoranında sersem bir garsondan bir bira içecek vakit bulduğum için kendime gurur duyuyorum.

Poison ve ben, Macaristan-Slovakya sınırına kadar küçük bir yolculuk yaptık. Burada Singular grubundan şehrin batı bölümünden arabayla gelecek olan Cargo, Soci ve Leon’la buluştuk. Benzin istasyonundan daha da bira aldıktan ve depoyu doldurduktan sonra beşimiz Trencin yolunu tuttuk.

Slovakya sınırına yakın bir bölgede Poison ve Leon az once aldıkları güzel biralarını tadıp, kameraya poz verirken.

Şekil 1.

Aceleci şöförümüz Cargo’yu biraz sinirlendiren sayısız işeme molasından sonra, akşam 6 sularında parti mekanına vardık. Trencin, Slovakya’nın kuzeyinde kalan küçük ama çok hoş bir şehir. Şehir temiz ve rahat, kızları güzel ve her ne kadar İngilizce bilen birini bulmak çok zor olsa da şehrin sakinleri hoş ve yardımsever insanlardan oluşuyor. Dolayısıyla insanlarla sınırlı bir biçimde anlaşabildik. Genellikle işaret dili ya da Slavik dillerin yakınlığından medet umarak benim Sırpça konuşma numaramla anlaşmaya çalıştık. Bulunduğumuz yer şehir merkezine yarım saat mesafede, benzerlerinden çok daha kullanışlı bir büyüklüğe sahip bir kültür kulübüydü. Herkes mekanda bulunan motifleri sevdi. Parti alanı çok genişti, güzel bir lobisi vardı ve scenerlar aynı zamanda binanın dışında da takılıyorlardı. Aynı zamanda parti mekanının yanı başında, Cuma günü death metal konseri ve Cumartesi günü de punk konseri olduğunu hatırlatmalıyım. Bu sayede aktif olarak yerel underground atraksiyonlara katılıp, farklı ritüelleri deneme şansını elde ettik. :) Tek negatif nokta mekanda duş olmamasıydı. Ben bir şekilde ıslak mendillerle idare ettim parti boyunca ancak uzun yolculuğun ardından en azından bir duş alabilmeyi çok isterdim.

Biz mekana ulaştığımızda parti zaten kalabalıklaşmıştı. Çoktan mekana gelmiş bulunan C64 çetesini selamladık. Eşyalarımızı yerleştirdikten sonra gelenekselleşmiş Cuma gecesi aktivitesi olan gece kulübüne gidip, ölmeye yakın bir duruma gelene kadar içerek 8-bit parti ruhunu hissetme olayına girdik. :) Ne yazık ki bu defa yalnızca Poison yerel tatlı ama sert içereceklerle birkaç güzel birayı karıştırmanın büyük yardımıyla bu görevi tamamlamayı başardı.

Cuma gecesi içki muhabbeti: Jailbird, Cargo, Sad ve Poison (fotoğrafı çeken Leon)

Şekil 2.

Gecenin ilerleyen saatlerinde Comankh/Agony Design ve kız arkadaşıyla tanıştık. Bize yiyecek alabileceğimiz mekan bulmak konusunda yardımcı olmaya çalıştılar ancak sonuç olarak kaybolduk. Bir şekilde Cargo ve ben diğerlerinden ayrıldık ve ikimiz yiyecek içecek birşeyler bulana dek şehirde boş boş dolandık durduk. Şans eseri birkaç saat içinde parti mekanına dönmeyi becerdik ve bu günü bu şekilde sona erdirmeye karar verip uyuma kararı aldık.

Cumartesi, Cargo, Leon ve ben yarışmalar başlamadan önce, sahil şeridinde bir şehir turu yapma kararı alarak, parti mekanını terk ettik ve bulunduğumuz yere yakın olan güzel Trencin Kale’sine doğru yola koyulduk. Rehberimizi beklemek istemediğimiz için kale içinde kendi kendimize boş boş dolanmaya ve kendi eğlencemizi yaratmaya başladık. Örneğin insanları elimizdeki kestanelerle vurmaya çalışmak ya da mini etekli piliçleri dikizlemek gibi. Hava süper olduğu için karşılaştığımız ilginç herşeye bakmak için uzun uzun zaman harcadık. Geri dönüşte, gündüz gözüyle görmek için şehir merkezini üzerinden geri dönmeye karar verdik ve dönüş yolunda bir alış veriş merkezine uğrayarak azalan bira stokumuzu tamamladık. Slovakya ile ilgili süper bir olay da ucuz ve güzel birası. Partiye geri döndüğümüzde insanlar yavaş yavaş yarışmalara hazırlanıyorlardı ve biz de muhabbet, yeme, içme ile zaman geçirmeyi denedik.

Sonunda yarışmalar başladı ve ben bu sene olağanüstü birşeyler görüp görmeyeceğimizi çok merak ediyordum. Ne yazık ki hiçbir platformda beklediğim üstünlükte birşey yayınlanmadı ancak yarışmalar oldukça hoştu, her kategoride temiz ürünler vardı. C64 kategorisindeki tek demo Padua’nın Shorture demosuydu ve oldukça sakin bir akışa ve güzel rutinlere sahip olan bu demo belki de tüm ürünler arasında Forever partisinde yayınlanan en iyi üründü. Ne yazık ki Speccy ve Atari demolarını çok iyi hatırlayamıyorum ama en azından iki demo ilgimi çekmeyi başarmıştı. Biri “Jozin z Bazin” isimli 70’lerde doğu ülkelerinde popüler olan komik müziklerini içeren bir youtube videosuyla ilgiliydi. Diğer demo ise birinci olan Spectrum demosuydu. Oldukça heyecan verici ve tipik Skrju sitiline sahip bir demoydu.

Trencin kalesi

Şekil 3.

Müzik ve grafik yarışmalarına da katılım yüksekti ve ürünler gayet iyiydi (o ana kadarki C64 ile ilişkili yarışmalarda pek birşey yayınlanmadığını düşünecek olursak grafik ve müzik yarışmalarının beni şaşırttığını itiraf etmeliyim). Saehn’ın resmi çok güzeldi ve hızlıca hazırlamış olduğum multicolor resmin ikinciliğinden oldukça tatmin oldum. Aynı zamanda belirtmek isterim ki, Agony Design grubundan eski bir C64 scenerı olan Comankh da geri dönüşünü yeni bir grafik yayınlayarak duyurdu. Umarım yakın gelecekte kendisinden daha fazla grafikler görürüz.

Müzik yarışması katılım adedi olarak grafik yarışmasına nazaran biraz daha azdı, fakat Factor6 ve A-Man’in harika müzikleri günü kurtardı, en azından benim açımdan. Ah unutmadan, partinin ana teması zombiler ve ölümden sonra yaşam olduğu için Wotnau’nun yarışmaları nekromantik (ya da bir büyücü) gibi bir kıyafetle sunması güzel bir dokundurmaydı. Gel gelelim gevelediklerinin tek bir kelimesini bile anlayamadım. :) Bir diğer ilginç nokta ise bedava Gameboy ve PS1 aksesuarları dolu büyük bir paketin bizlere sunulmasıydı. Gerçi kimse çok fazla ilgilenmedi ama yine de katılımcılara bunları sağlayanlara teşekkürler.

Parti mekanı

Şekil 4.

Parti bittiği gibi biralarımız bitene kadar mekanda eğlenmeye devam ettik ve sonrasında Leon’a yakınlardaki bir bara gitmeyi teklif ettim. Hiçbir Slovak barı kahve satmadığı ve yalnızca alkollü içecekler sattığı için (ki bence çok sempatik bir şey bu), Leon’un kahve içme denemeleri sonuçsuz kaldı. Pek fazla alternatifimiz yoktu ve tek seçenek olarak daha da içki içtik. Gecenin ilk ilginç olayı bardaki erkeklerin ilgisini çekmek için birbiriyle yiyişen birkaç sarhoş kızdı. Ne yazık ki erken ayrıldılar, bar da kapanıyordu zaten ve biz daha yeni sarhoş olmaya başlamıştık. Aklımıza gelen tek mantıklı hareket eğlencemize başka bir mekan bulup orada devam etmekti. Biraz yürüyüşten sonra bir pasajın girişindeki kalabalık dikkatimizi çekti. Aradığımız yer bu olmalıydı. Birkaç biranın ardından dans pistinin yanında dururken yanımızda şüpheli birkaç adam belirdi ve sayıları gittikçe artıyordu. Ben kaşlarımı kaldırdım ama hemen arından düşündüm, dedim salla gitsin, bu yerel bir adet falan olmalı diye. Fakat iri yarı adamlar ateşli bir biçimde dans etmeye, birbirlerini okşamaya, sarılmaya, yalamaya başlayınca az daha içtiğimi çıkaracaktım. Bu, birayla yıkanmış beynimin şok geçirerek gerçekleri fark ettiği ve yanlış zamanda, yanlış yerde olduğumuzu anladığı an idi.

Parti mekanına geri döndüğümüzde partinin bitmek üzere olduğunu gördük ve diğer çocukları uyandırarak toparlanmaya başladık. Birkaç saatlik yolculuğun ardından yeniden eve dönmüştüm. Çok yorgundum ancak taze hislerle ve arkadaşlarımla geçirdiğim güzel geçirilmiş bir hafta sonunun hatıralarıyla doluydum. Forever 9 gerçekten eğlenceliydi. Yalnızca iyi organize edilmiş bir 8 bit meraklıları partisi olduğu için değil, aynı zamanda bu etkinliğe eşlik eden ilginç tecrübelerle de birlikte çok güzeldi. Seneye orada olun, kesinlikle pişman olmazsınız!

Yazan: Arnold Cistai (Jailbird / Booze Design)

Çeviren: Emir Akaydın (Skate / Glance)

plazma - 2008