plazma - amatör bilgisayar kültürü

Rakı, Balık, Spectrum... ve Breakpoint 2008

Arda (Ref) Erdikmen

1. Spectrum PC Sahnesinde!

Koopaville demosunun programcısı Gasman’e, “Bu yıl katılıyor musun?” diye sorduğumda, “Şu aralar speccy kodlayacak gibi değilim, ama gezmeye ve yenilerle tanışmaya geleceğim” demişti. Ama O’nu bulmak için koca salonu defalarca tavaf ederken (buluşmak için bir yer planlamayı unutmuştuk) bir sürü ünlü scener ile tanışan ben olmuştum.

Parti sırasında hala ayık ve güleryüzlü kalabilen nadir kişilerden biri olan Gasman, beleş Scene.org şampanyasından içmek için dahi masasından kalkmadı.

Şekil 1.

Evet, bu sene Breakpoint’deydim ve hiçbirşey iyi başlamadı. Vizemi partinin başlayacağı sabah alabildim ve o sırada okulda ders anlatıyordum. Akşam dersten çıkıp cuma trafiğinde uçağa son anda yetiştim ve gece yarısı Almanya’nın bomboş sokaklarında kendimi Bingen’e ulaşmaya çalışırken buldum. Son saniyede trene bindim, fakat ineceğim durakta tren kapısının bozulması üzerine inemeyerek 40 dakika sonraki durak olan Koblenz’den geri dönmek zorunda kaldım ve açılış seromonisini kaçırdım. Ardından kar yağmaya başladı ve ilk günün sonunda boğazım şişmişti. Ama bundan sonrası rüya gibiydi.

Şekil 2.

Breakpoint, katıksız demoscene etkinliği, bu yıl yine 1000’in üzerinde demo meraklısını bir araya topladı. Tüm anılarımı yazarsam bir kitabı doldurabilirim çünkü başından sonuna eğlence, arkadaşlık ve bira dolu 4 gün geçirdik. Ayrıca çok şey öğrendim.

“Spectrum için ise şanssız bir yıldı” demek yerine, “Bütün 8bitler için şanssız bir yıldı” diyeceğim. Aslında Zx Spectrum için bu yıl özel bir yıldı çünkü bir Zx Spectrum grubu olan “Ate Bit”, PC64k kategorisinde bir Zx Spectrum demosuyla(!) birinci oldu. Hmm, bu da nesi diyebilirsiniz? Açıklayayım, Ate Bit son zamanlarda yazdıkları bir wrapper ile Zx Spectrum için çıkardıkları demoları exe’ye çeviriyorlardı. Böylece emulasyona gerek kalmadan Speccy demolarını windows pc’nizde izleyebiliyordunuz. Bu sefer Ate Bit, overclock edilmiş bir z80 işlemci kullanıyor ve tüm kodu z80 assembly ile yapıyor. Büyük olasılıkla demo tamamen zx uyumlu değil, bu sebepten bir portunu zx’de göremeyeceğiz.

Koopaville, ZX Spectrum’un raster yeteneğini gösteren bir demo.

Şekil 3.

Yarışmalardan önce demonun yazarı EvilPaul ile iki kere konuşma fırsatı buldum. İlki parti mekanında idi. Gasman konuşurken, parmağını uzatıp “EvilPaul şurda oturuyor” diye gösterdi. Herkes kafayı çekerken o son düzeltmelerini yapıyordu. Gasman bana dönüp, “Sanırım çok heyecanlanacaksın çünkü Diver bir grafik yollayacakmış” demişti. Demo’nun PC için olacağını duyduğumda ise önce bir (tabiri caizse) yamuldum. Diver gibi bir ZX grafikeri de tamamen pc’ye mi geçmişti? Evilpaul’ün bu sene zx demosu kodlamayacağını da duymuştum, büyük hayal kırıklığıydı. (Hatırlatayım, Evilpaul tem teşekküllü bir 8bit insanıdır. Neredeyse tüm 8bit platformlarda işleri mevcuttur.) Hemen Evilpaul’ün yanına gidip elini sıktım, “Zx demosu yok mu?” dedim, “yok” dedi ve ekledi, “ama güzel olacak gibi görünüyor”. Onu fazla tutamadım çünkü başka soracak bişeyim kalmamıştı. Ertesi gün otobüs durağında tekrar sohbet ettik, bana “Meraklanma bayılacaksın” demişti, Diver’dan gelecek grafiğin de ulaştığını ve demoya yerleştirdiğini ekledi.

Diver, özellikle “4th Dimension” grubunda yaptığı çalışmalarla tanındı.

Şekil 4.

Ertesi gün, PC 64K demo kategorisinde parti atmosferini koklamış, izleyicilerinin nabzını tutmuş bir ZX demosu izledik. Herkesin enerjisi yerinde ve hala ayık olduğu saatlerde yapılmasından olsa gerek, tüm izleyicilerin ayakta izlediği kategori PC 64k idi. Zaten toplam 4 entry vardı ve “Pimp My Spectrum” sonunda sahnede göründü. “Hello PC scene, this is Spectrum Scene. We think we can do much better...” laflarını Sir Clive’ın konuşma balonundan okuduğumuzda dev ekranda oynayan demo ile hepimiz bir yakınlık kurmuştuk. Ustaca seçilmiş metin daha ilk baştan izleyiciyi eline almış, herkesle iletişim kurmuştu. Demo sona erdiğinde tüm parti boyunca en uzun alkışı alan ürün ünvanı “Pimp My Spectrum”a gitmişti. Bu arada eklemeden geçemeyeceğim, “Pimp My Ride” Amerika ve ingilterede popüler bir televizyon şovu. Sunucusu ise Xzibit adında bir rapper. Demonun konusu, Xzibit’in Spectrum’umuzu modifiye ediyor olmasıyla ilgili. Tv şovunun bazı klasik dialogları direkt olarak demoya geçirilmiş. Demonun sonunda Xzibit, “PC Scene, you’ve been officially pimped!” diyor. Bu cümle Ate Bit’in, PC scene’inin normal halinden, bir zx demo eklenerek daha iyiye dönüştürdüğünü anlatıyor gibi.

Zx Spectrum ile ilgili kendime başka haber çıkaramadım ama Ate Bit demosundan sonra arada sırada “Amigaaaa!” (parti anketine yapılan gönderme bir geyikti, parti boyunca sürdü) diye bağıranlara, “Spectruuum!” diye cevap geldiğini de duydum.

Amiga Demo kategorisi başlarken, stada giren fanatik taraftarlar gibi, bir grup amigacı ellerinde bir pankart(!) ile sahneye fırladı, elbette alkışlarla birlikte tüm salonu gezerek pankartı ikinci kata astılar.

Şekil 5.

Geleneksel animasyonda motion-blur sürekli kullanılır (6 numaralı top, iyice hızlanmıştır).

Şekil 6.

PC demo yarışmasını ise bu yıl Farbrausch aldı. Son yılların en etkileyici demosuydu bence. İlk gördüğümde müthiş akıcılıkla dona kaldım. Daha ilk planda yanımda ilgiyle izleyen impetigoya dönüp “Bu yağ gibi akıyor be!” dediğimi hatırlıyorum. Gerçekten de yağ gibi akıyordu ve sebebini eve döndüğümde öğrendim. Birçok kişinin gözünden kaçmıştı ama “Masagin”, animasyonu yumuşatmak için bir motionblur teknolojisi kullanıyordu! Animasyonla uğraşanlar çok iyi bilirler. Motion blur, yani devinim bulanıklığı, gerçekliği yaratmanın en önemli ögelerinden biridir. Geleneksel (kalem kağıtla yapılan) animasyonda dahi motion blur etkisini yaratacak deformasyonlar kullanılır. Böylelikle hareket tamamlanmış olur, atlamalar ya da kesilmeler azalır. Hesaplanması ise çok pahalıdır.

30 demoyu peş peşe izlediğinizde fark o kadar açıktı ki efekti farkedin ya da farketmeyin, demonun hiç teklemediğini, kare atlamadığını, gözünüzün hiç yorulmadığını görebiliyordunuz ve yarışma sonucuna da bu etki etmişti. Farbrausch demosu, “Masagin” birinci oldu. Sonuçlardan önce impetigo ile “Ne kadar cesur renk kullanımı, çok zordur bunları tasarlamak”, “adamlar herşeyi okuyorlar, var olan herşeyi kullanıyorlar, kilim desenlerini falan almışlardır” diyordum ki, hem haklı hem haksız çıktım: Demodaki en önemli bölüm, Paniq’in havlusu çıktı. Ödül törenine, boynuna astığı havluyla çıktı, farkeden çok az kişi olmuştu. Ödül töreni sonrası GarbageTruck ile karşılaştım. Onun da boynunda bir havlu vardı. Beni görünce durdu; O’na, “Belki ben de senin havlundan bir demo yapmalıyım” dedim. Anlamamış gibi baktı. Tesadüf eseri Paniq biryerden belirdi ve “Bir havlu her işe yarar” dedi, Douglas Adams’a gönderme yaparak, Truck ikimize de garip garip bakmaya başlayınca, “Don’t panic” diyerek ordan ayrıldım. Sonra neden hazır Paniq’i yakalamışken sıkıp suyunu çıkarmadım diye dövündüm, partinin adamı, kazanan demonun sahibini elimden kaçırmıştım. İşin içinde Neuro olduğuna göre kod python ile yazılmış olmalıydı, en azından sıkı bir tebrik etmeliydim.

Yunan grup ASD’nin veteran müzisyeni Amusic, ödül töreni sonrası bana “En iyi demo ödülünü aldık ama ben müzik ödülünü alamadım” diye dert yandı.

Şekil 7.

Bir başka önemli nokta ise Farbrausch ve ASD’nin ne kadar ileri görüşlü olduklarıydı. Bu iki grup zamanın ötesinde gibiydi gerçekten. Nedense Navis (ASD coder) ile sohbet ederken bunu ona söylemeyi unuttum ama adamlar yeni bir tür yaratıyorlardı (bunu leviathan’a söyledim, ben anlamam o işlerden ben sadece gitar çalıyorum dedi). İki grup da bu yıl iki boyutlu vektörlere yönelmişlerdi ve elbette bunun bir sebebi olmalıydı. 3D’ye bu kadar hakim olan ödüllü gruplar, neden iki boyuta dönmüşlerdi? Düşününce cevap çok basitti: HD. Yüksek çözünürlüklü (1900x1080) ekranlarda detay o kadar görünür hale geliyor ki, bunun tasarımınıza yansımaması imkansız. Mesela küçük nesneler kullanma lüksüne sahip oluyorsunuz. Üstelik bu küçük nesnelerin inanılmaz detayları olabiliyor. Kötü tarafı ise, düşük çözünürlüklü bitmap kaplamalarınızın iğrenç görünmesi. 3D objenin vektörel kısmı çok keskin ve mükemmel iken, üzerine kaplanan materyal çamur gibi birşey oluyor. Bu durumu aşmak için iki yöntem kullanabilirsiniz: yüksek çözünürlüklü kaplamalar ya da procedural kaplamalar. Birincisi çok bellek, ikincisi hem bellek hem işlemci harcar. Bu yeni yüksek çözünürlüklü ortama hükmetmenin en pratik yolu vektör kullanmak. Böylece çözünürlük sorununu otomatik olarak halledilmiş oluyor. Bu problemi aşana kadar HD demolarda kaplamalı 3d objeler genellikle kötü etki yaratacaklardır. PC 4k yarışmasını alan HD demonunda kaplamasız 3d objelerden oluştuğunuda eklemek istiyorum.

Yunan coder Navis ile partideki tüm Türkler (impetigo, decipher, wisdom, ref=4 kişi) aynı karede.

Şekil 8.

Real Wild kategorisindeki “Scheisse” (Bok) isimli kısa film ise scener’lar arasında kabul gördü. Aslında ismi gibi boktan bir filmdi, fakat kimse umursamadı, parti sonuna kadar her 10 dakikada bir, salonda “Scheisse” sesi duyuldu. Özellikle beğenilmeyen yarışma ürünlerinin izlenilmesinin hemen ardından “Scheisse” diye bağırılması eksik olmadı. Ayrıca Topy hemen t-shirtlerini basıp satmaya başladı. Laf o kadar çabuk benimsendi ki, sanırım benim kaçırdığım birşey var diye düşündüm. Büyük olasılıkla geçen yıldan kalan (“Hallo-Was?” gibi) ya da web üzerinde süregelen bir geyik olduğunu sanıyorum.

Parti boyunca sürekli göçen sunum yazılımı screens.exe’yi yazan “Die Chefrocker” grubu üyelerine, sonunda orgalardan şaka yollu bir serzeniş, notepad aracılığı ile geldi.

Şekil 9.

Hem sevindirici hem üzücü bir olay ise tanıştığım tüm scener’lar eninde sonunda Nightshift demoparty’i sordular. Partimizin dünya çapında kabul görmüş ve hatırlanan bir parti haline gelmiş olduğuna emin oldum. Birçok scener, parti olması halinde Türkiyeye gelmek istediklerini de söylediler. Malesef bu yılki Nightshift için herhangi bir duyuru yapılmadı.

emphasis>

Fiver2, bu yıl Scene.org ödüllerinde en iyi yönetmen ödülü aldıktan sonra, Leia ile beraber kafayı çekiyor. Bu fotografı çekmek için 3 kere tekrar yapmak zorunda kaldık...

Şekil 10.

Beni endişelendiren bir başka şey ise scene’in özgürlükçü ve protest yapısına büyük şirketlerin el atmasıydı. Bu yıl Sony finansmanıyla ünlü Plastic grubuna yaptırılmış olan bir PS3 demosunun, yarışma dışı özel gösterimi yapıldı. Ayrıca Farbrausch’un kazanan demosu aslında bir invitro idi ve avrupalı scener’ları amerikaya davet ediyordu. Nvidia, Amerikadaki partinin sponsoru idi ve partinin adı da “Nvision” olarak belirlenmişti. Parti sonunda Intel, pc demolarını kodlayanlara özel intel lisansı hediye etti. Nvidia ise 10 gruba (ilerde geri iade edilmek üzere) Nvidia developer kit’i hediye etti. Kişisel görüşüm şöyle: bir partiye sponsor elbetteki gereklidir, ama içeriğe etki ettiğinde bu işte bir hata var demektir. Birkaç şeye sinirlendim, Sony’e demo yapmayı kabul eden plastic’e, bunu scene demosu diye yayınlayan breakpoint orgalarına, uygar dünyanın demopartisini kovboy diyarına çekmeye çalışan Nvidia ve Farbrausch’a....

Partinin başında, Gasman’in yanına oturduğumda birşeyler kodladığını gördüm, ağır ingiliz aksanının arasından zorlukla seçebildiğim kelimelerden anladığım kadarıyla sohbete dalmak yerine oturup bir fast demo yapmaya karar vermişti. Son gün bazı yarışmalardaki işlerin çok zayıf kaçtığını gördükten sonra neden ben de birşeyler yapmadım diye dizlerimi dövdüm herzamanki gibi. Ama bu parti benim için tanışma ve sohbetle dolu oldu, birdahaki sefere oraya ulaştığımda elimin boş olmamasını umuyorum. Bunu da garantilemek adına Crescent’e katıldım. Wisdom ve Impetigo’nun harika müzikleriyle çalışmak çok zevkli olacak. Umarım Türkiye’deki tüm gruplar tekrar harekete geçer (özellikle Resident ve Demodojo) ve Farbrausch’un demosundaki ülke bayrakları dizisinde Türkiye’nin de yer alması sadece lafta kalmaz.

plazma - 2008