plazma - amatör bilgisayar kültürü

Öz Desert Dream - Perde Arkası

Alp 'Domino' Yener

Öz Desert Dream fikrinin ortaya çıkışı bir geyik muhabbeti ile başladı. 7D9'da yaşanan Megablast olayı bizim ilham kaynağımız oldu diyebilirim. "Farklı platformlarda farklı yöntemler kullanılarak nasıl demo yapılır" üzerine dönen sohbetler bir anda yerini "demo parodisi yapsak nasıl olur" fikrine bıraktı. Yapsak mı, yapmasak mı, yaparsak nasıl yaparız düşünceleri gün geçtikçe yerini netleşen fikirlere bırakmaya başladı ve 7DX 2010'a Zomco bir wild entry ile katılacak kararı verildi.

Hiç "hangi demonun parodisini yapsak" diye düşündüğümüzü hatırlamıyorum. Sanırım daha önce bunu bir şekilde aklımdan geçirmiştim ve bu fikir bir şekilde bilinçaltıma yerleşmiş olmalıydı. Kesinlikle Desert Dream'in parodisi yapılacaktı. Başka demolara bakılmadı bile...

Desert Dream parodisi yapmaya karar verdiğimizde Şubat veya Mart ayındaydık. Çekimleri yapmayı düşündüğümüz tüm mekanlar yaz aylarında daha uygun olacağı için, çekimleri yaza kadar ertelemeye karar verdik. Bu sırada bir yandan da projeyi olgunlaştırmak için fikir yürütmeye başladık...

Piramitlerin olduğu bölüm nispeten en kolayı olacaktı. Yatuyu ile birlikte bu kısım üzerinde düşünürken; Çöl hissi verecek bir plajda, kum takviyeli karton piramitler yapmaya karar vermiştik. Aynı şekilde, uzay aracı da kartondan yapılacak ve üzerine gerçek bir karpuz dilimi yerleştirilecekti. Tabii o koca karpuz diliminin karton uzay aracı üzerinde nasıl duracağı konusu henüz netlik kazanmamıştı. "Bir şekilde hallederiz" diyerek, bu sorunun üstünü çekim günü çözüme kavuşturmak üzere kapattık.

Göz açıp kapayıncaya kadar yaz ayları geldi çattı tabi. İş-güç, tatiller, mangal partileri, bu hafta şu planım var, haftaya başlarız bahaneleri birbiri ardına sıralanmaya başladı ve bir de baktık ki yaz ayları bitmiş, güneşli havalar geride kalmış ve partiye sadece bir ay kalmıştı!

Demodaki birçok part için henüz hiçbir şey düşünmemiştik bile. Nasıl olsa piramitli bölümün planı yapılmıştı, gerisi bir şekilde halledilirdi ama kazın ayağı hiç de öyle değildi tabi. Demodaki efektlerin gerçek hayatta 'aslını andıracak' ve 'esprili' bir şekilde uygulanmasının çok da kolay olmadığını anlamamız pek uzun sürmedi. Kara kara düşünmeye başladık. Bu arada bazı acı gerçekleri de fark ettik: Yakınlarımızda çöl hissi verebilecek bir plaj yoktu ve hiçbir yerde karpuz kalmamıştı!

Planlarda değişiklik yapmak zorundaydık. Piramitleri de kartondan oluşturmaya karar verdik. Hem böylece demodaki vektör grafiklere daha yakın bir görüntü elde etmiş olacaktık. Bu konu tamamen netliğe kavuştu. Sıra geldi diğer partlar için birşeyler düşünmeye... Scrolltext içeren partlar için çözüm kolaydı. Teksti kağıtlara yazıp, kameranın önünden kaydıracaktık. Bunu uygulayacağımız iki bölüm vardı. Biri orijinal demonun ilk bölümündeki zoomer içeren tekstti. Diğeri de ikinci disketin hemen başındaydı. İkinci disketteki teksti koca koca puntolarla toplam 5-6 adet A4 kağıdı kaplayacak şekilde yazıcıdan çıkarttım. (Aslında elle yazmalıydım diye düşünüyorum şu an.) Işık kaynağı olarak da en yakın oyuncakçıdan bir laser pointer temin ettik ve laser pointerı yazının etrafında döndürmek suretiyle bu partı hallederiz dedik. Ama bunlar en kolay kısımlardı. İşin ne kadar zor olduğunu diğer partlar için hangi malzemelerle ne yapacağımızı düşünmeye başladığımızda anlamıştık.

Aslında Öz Desert Dream'i orijinal demodaki senaryo sırasına uygun şekilde hazırlamadık. Hazırlanma aşaması karışık olduğu için, bu esnada başımızdan geçenleri sırasıyla yazmak, okuyan için çok da ilgi çekici olmayabilir diye düşündüm ve yazının buradan sonraki bölümünü orijinal demoya paralel olarak yazmaya karar verdim. Böylece, (eğer bu yazıyı buralara kadar okuyan biri olursa) bir yandan Öz Desert Dream'i (ve/veya Desert Dream'i) part part izleyip, bir yandan yazıyı okuyabilir ve her partın hikayesini, hazırladığımız videoyu izlerken okuyup kafasında daha net canlandırabilir.

1. GÖZLER

Şekil 1.

Orijinal demo bir çift gözün açılıp kapanması ile başlıyor. Bu en kolay bölümlerden biriydi ve en son hazırladığımız bölümlerden biri oldu. Zira çekimler esnasında kullandığımız kartonlardan birini bu bölüm için delmek durumundaydık ve bu olayın ardından o kartondan bize bir daha hayır gelmeyecekti. Tüm çekimlerimizi tamamladıktan sonra sıra bu bölüme geldi. Çekimler sırasında Öz Desert Dream'i hazırlayan ekip dışında birkaç arkadaşımız daha zaman zaman bizimle birlikte oldular. Kimileri sadece yaptıklarımızı şaşkın bakışlarla izleyip, bizimle dalga geçmeyi tercih etti, kimileri de ucundan kıyısından bu muhteşem esere(!) katkı sağlamak istediler. Başlangıçta düşüncem gözlerin açılıp kapandığı bölümde kendi gözlerimi kullanmak şeklindeydi ama kartona göz deliklerini açtıktan sonra nasıl olduysa bir anda karton, avukat arkadaşım Herol'un eline geçti ve deliklerden çıkarttığı gözleri o kadar çekici, o kadar anlamlı bakıyordu ki, dayanamadık ve onun gözlerini kullanmaya karar verdik. Kaşla göz arasında bu bölümü çektik. Bu vesileyle Zonguldak Barosu'nun değerli avukatlarından Herol arkadaşıma tekrar teşekkür etmek isterim. Bu arada çekimler sırasında bizi izleyip dalga geçenler arasında, görevi nedeniyle resmi protokole dahil olan bir büyüğümüz de vardı ki kim olduğunu ve görevini söylememem daha uygun olur sanırım. Protokollü mrotokollü enteresan bir çekim süreci oldu, o kadarını söyleyeyim... :)

2. PİRAMİTLER

Desert Dream'i hepiniz görmüşsünüzdür ama şimdi biri size sorsa demodaki partları, efektleri tek tek hatırlamayabilirsiniz. Demonun tamamını hatırlamasanız bile Desert Dream dendiğinde izleyen herkesin aklında piramitli bölüm canlanıyordur eminim. Bu bölüm demonun en can alıcı bölümü ve parodi hazırlanırken diğer bazı partlarla ilgili sıkıntılar olsa bile, piramitli bölüm çok iyi hazırlanmalıydı. Aslına uygun olmalı ve tabii ki esprilerle süslenmeliydi. Çekimlerin nasıl yapılacağını kararlaştırdık ve malzemeleri temin etmek için bir kırtasiyeciye girdik. “Karton istiyoruz” dedik. Dükkancı amca bize kartonları gösterdi. Yeterince büyüklerdi ve birkaç değişik renk seçeneğimiz de vardı. Uzay için siyah, çöl ve piramitler için sarı, gökyüzü için mavi, karpuz için kırmızı ve yeşil renkli kartonlardan aldık ve bu sırada bir yandan Yatuyu ile “şu obje için şu kadar karton gerekir”, “bu sahnede bu kadar filanca renk karton kullanırız” diye konuştuğumuz için dükkancı amca merakla “bu kartonları nerede kullanacaksınız” diye sordu. İşte zurnanın zırt dediği yer burasıydı! Adama verebilecek mantıklı ve anlaşılabilir bir cevabımız yoktu. “Demo parodisi yapacağız” desek adama bunun ne olduğunu anlamak için soracağı diğer soruların sonucunda bilgisayar tarihini anlatmak durumunda kalabilirdik. Ben kara kara düşünürken Yatuyu, “bir yarışmaya katılacağız, çekim falan yapacağız” deyince adam daha fazla bilgi talep etmedi ve “yarışmada başarılar, Allah muvaffak etsin” diyerek görevini tamamladı. O anda, yaptığımız işin ne olduğunu çevremizdeki insanlara nasıl açıklayacağımızı bilmediğimizi anlamış olduk ki; “siz ne yapıyorsunuz yahu” sorusu Öz Desert Dream'in hazırlanışı sırasında en çok karşılaştığımız ve kimseye tatmin edici bir cevap veremediğimiz bir soruydu. Kırtasiyeci adam da çocuklarımızın ödevi için birşeyler hazırlayacağımızı düşünmüştür sanırım. Koca koca adamların ne işi olur o kadar karton ve tutkalla!

Şekil 2.

Ekip hazırdı. Ben karton objeleri hazırlayacaktım. Yatuyu çekimleri yapacaktı ve daha sonra Squidward'a yaptıklarımızı montajlaması için baskı yapacaktık. Squidward'ı ikna etmeyi başaramazsak montaj da bana kalacaktı. Plan bu şekildeydi... Malzemeler tamamlandı ve ilk çekim günü geldi çattı. Akşam iş çıkışı Squidward ve avukat arkadaşım Bertem ile birlikte benim evde toplandık. Yatuyu'nun mesaisi daha geç bittiği için o bize sonradan katılacaktı. Yatuyu gelene kadar ben objeleri hazırlarım, belki sonra Squidward bana yardım eder ve bir iki sahneyi çekeriz diye düşünüyordum. Fakat karton ve makası elime aldığımda bu objeleri o kadar da kolay hazırlayamayacağımı anlamam çok uzun sürmedi. Birden ilkokul yıllarıma döndüm ve kesip biçme konusunda ne kadar başarısız bir öğrenci olduğumu hatırladım. Acaba Yatuyu bu işi benden alır ve beni bu eziyetten kurtarır mı diye kara kara düşünmeye başlamıştım ki; Squidward şu cümleyi kurarak hayatımı kurtardı. “Ne yapılacak? Ver makası Bertem'e, o yapsın. Bu adam maket falan yapıyor, ödülleri bile var. Kafayı kesip biçmeyle bozmuş, manyak la bu Bertem...” İşte bu müthiş bir haberdi. Bertem'in böyle bir yeteneği olduğunu bilmiyordum. O ana kadar beni izleyip, “ne yapıyosunuz olm siz... Başka işiniz gücünüz yok mu... Ya bırakın bu işleri de ordan bana bi bira daha getirin...” gibi sözler sarf etmekten başka bir iş yapmayan Bertem, kaşla göz arasında Zomco üyesi olmuş ve projedeki en önemli isim haline gelmişti. :)

Bana ne yapılacağını sordu. Ben de ona “işte şu şu boyutlarda üç piramit yapılacak” dedim. Başka birşey gerekip gerekmediğini sordu. Çekinerek; “aslında bir de uzay gemisi var” dedim. Desert Dream'i açtım ve hazırlanacak objeleri gösterdim. Objelere şöyle bir baktı ve benden cetvel istedi! “N'apıcaksın ya cetveli, alt tarafı üç piramit, bi de kıytırık uzay gemisi” dediğimi çok iyi hatırlıyorum. Adam cetvelsiz yapmam diye tutturdu. (Sanatçı kaprisi) Ne yaptım, ne ettim biryerlerden cetvel bulup getirdim. Ölçtü, biçti, kartonların sağını solunu işaretledi, çizdi falan... Ben bir yandan ne yaptığına bakıyorum tabii... Sağdan bakıyorum, soldan bakıyorum, hiçbirşeye benzemiyor. “Bu böyle olur mu yahu” demek gafletinde bulunduktan sonra sağdan katladı, soldan katladı, ordan kesti, burdan yapıştırdı ve az önce oracıkta hilkat garibesi gibi duran karton parçası bir anda uzay gemisine dönüşüverdi. Bir gemiye bakıyorum, bir ekrana bakıyorum, ancak bu kadar olur! Adam demodaki uzay gemisini bire bir yapmıştı!

Şekil 3.

Bertem bu yaptığına daha sonra pişman olacağının o an için farkında değildi tabi. :)

Artık çekimlere başlayabilirdik. Siyah kartonlardan birine sabun marifetiyle yıldızlar çizdim ve işte uzayımız hazırdı! Uzay gemisini iki noktasından misinalara tutturdum ve uzaktan kontrol edilebilir hale getirdim. (Bu arada misina istediğim av malzemeleri dükkanının adını hatırlayamadığım sahibinin “misinayı nerede kullanacaksınız, hangi kalınlıkta vereyim” sorusuna; “bir çekim işi var, kuklalar falan, onlara tutturacağım, en incesinden olsun” cevabını verdiğimde; “filimci arkadaşıma ikramım olsun” diyerek ısrarla benden para almadığı için teşekkür edeyim.)

Uzay dekorumuz hazır, gemimiz dekorun önünde hazır ve motörrrr!!! İlk sahneyi çektik, izledik ve sonuç oldukça tatmin ediciydi. O anda 7DX'te bu video gösterildiğinde alacağı tepki gözümün önünde canlanmıştı...

Çekimlerin bir kısmı benim evimde, bir kısmı da Bertem'in evinde gerçekleştirildi. Benim evimdeki çekimler sırasında bir yandan alkol ve ardından gelen sohbetler, Bertem'in evindeki çekimler sırasında ise Bertem'in aynı apartmanda yaşayan akrabalarının sık sık bizim ne yaptığımıza bakmak için gelip bizimle dalga geçmeleri, çaylar çörekler ikram etmeleri çekimlerin aksamasına ve zamanımızın daralmasına neden oluyordu. Kaç kişinin “siz ne yapıyorsunuz” sorusuna cevap vermek için debelenip, tatmin edici bir cevap veremediğimizi hatırlamıyorum bile. :)

Geldik piramitlerin olduğu bölüme: Piramitleri sırasıyla zemine yerleştirdik. Zeminde sarı çöl kartonu ve kadraja girecek her alana mavi gökyüzü kartonunu yerleştirdikten sonra çekimleri gerçekleştirdik. Fena değillerdi. Ama enteresandır, hiçbirimiz yanlış lens kullandığımız için renklerin düzgün çıkmadığını fark edememiştik. Videoya bakarsanız piramit sahnesinde gökyüzünün siyah olduğunu görürsünüz. Aslında o renk mavi. Siz yanlış görüyorsunuz. Bunu fark ettiğimizde montaja başlamıştık ve bu sahneleri tekrar çekecek zamanımız kalmamıştı. Piramitleri çektik. Uzay gemisini çektik. Bertem kartondan bir dilim karpuz yaptı ve onu uzay gemisinin üzerine yerleştirip onun da çekimini tamamladık. Herşey güzel... Ancak bir sorunumuz vardı: Uzay gemisi ve karpuz dilimi piramitlerden çok daha büyüktü. Uzay gemisi piramitlerle birlikte çekilmediği için bu sorunu montajda halledecektik ama karpuz ve piramitlerin bir arada göründükleri sahnede bu karpuzu kullanmamız mümkün değildi. Tüm objeleri hazırladıktan sonra, içeride keyifle televizyon seyreden Bertem'e bir karpuz dilimi daha yapması gerektiğini, ama bunun sadece 3 cm. Büyüklüğünde olması gerektiğini söylediğimizde sıraladığı karpuz fantezili küfürleri hayatımda ilk kez duyduğumdan eminim. :)

Kısa süren ikna çabalarımızın ardından Bertem'e 3 cm'lik karpuz dilimini de yaptırdık ve piramit sahnesi çekimlerinin büyük bölümü tamamlanmış oldu. Sadece piramitin uzay gemisine ateş edeceği kısım kalmıştı. Bu kısmı bilgisayarda mı yapsak, piramitin içine toplu iğneler mi soksak gibi düşünceler sırasında, buraya en uygun objenin kibrit çöpü olacağına karar verdik ve evde kibrit çöpü aramaya başladık. Uzun arayışlar sonunda çöp kutusunun içinde iki adet yanmış kibrit bulduk ve bu kibritleri kullanarak piramit çekimlerini tamamladık. (Bu arada size bir de sır vereyim: Aslında uzay gemisine Kefrens piramidi değil, Cheops piramidi ateş ediyor. :))

Şekil 4.

3. KUZU KELLE

Demoda piramitli bölümün sonunda R.W.O tarafından çizilmiş güzel bir pixel grafik vardı ve bunu andıran bir kare elde etmeliydik. Bir yaratığın kafası, bir kertenkele ve bir şişe! Şişe en kolayıydı. Bir oyuncak kertenkele buluruz, o da tamam. Peki ya yaratığın kafası? Uzun araştırmalar ve beyin fırtınaları sonucu birkaç saniyede bu yaratık kafasının bir kuzu kelle olabileceği konusunda Yatuyu ile hemfikir olduk. Bu engeli de çok kısa sürede aştığımızı sanıyorduk ama kazın ayağı hiç de öyle değildi. Bu tek bir kare görüntü, demoda bizi en çok uğraştıran kısım olacaktı...

Şekil 5.

Kuzu kellenin fiyatı hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Önce bir kasapa gidip fiyatını öğrenelim dedik ve acı haberi aldık. Kasap bize; "Zonguldak'ta küçükbaş hayvan kesimi yapılmıyor, et Ankara'dan geliyor, talep de olmadığı için kimse kelle getirmiyor, hiçbir yerde bulamazsınız" dediğinde kendisine inanmak istemedik. (Hayır, başka bir yazıya ışınlanmadınız, demo yapıyoruz burada.) Birkaç yere daha sorup yine aynı sözleri duyduk ve sonunda bir kasaptan, nispeten güzel bir bilgi alabildik. İstersek bize Ankara'dan kuzu kelle getirtebilirdi. Bunun için sipariş verip, 3 gün beklememiz yeterliydi. Derin bir oh(!) çekip kertenkele aramaya başladık...

Şehrin en büyük oyuncakçısına gittik ve “kertenkele istiyoruz” dedik. Görevli arkadaş bizi hemen hayvanat reyonuna aldı. Eşekten su aygırına, deniz atından dinazora kadar her türlü hayvan mevcuttu ama kertenkele yoktu! Koca oyuncakçıda bir kertenkele bile yoktu! “Böyle rezalet görmedik, siz bu mesleği bırakın da gidin simit falan satın” şeklinde söylenerek mekandan ayrıldık ve diğer oyuncakçılara doğru yöneldik. Hiçbirinde yoktu. Şehirdeki oyuncakçıların hiçbirinde kertenkele yoktu! Kısa sürede bu şoku atlattık . Bu soruna bir çözüm bulmak zorundaydık. Yapılabilecek en güzel girişimi yaptık ve bu sorunu daha sonra çözüme kavuşturmak üzere erteledik ve diğer partlar üzerinde çalıştık!

Demonun ilerleyen bölümlerinde bir pixel grafik, zoom ve mirror efektlerinin olduğu bir part vardı. Bu parttaki pixel grafiğin çok benzeri Karadeniz Ereğli'de bulunan Herkül heykelinin bir parçasıydı. Herkül'ün öldürdüğü üç başlı canavar bu grafikteki canavara oldukça benziyordu ve bu canavarın bir fotoğrafını çekip, bu bölümde kullanmaya karar vermiştik. Bu fotoğrafı çekmek için Ereğli'ye gitmişken, kuzu kelle de soralım dedik. Ereğli Zonguldak'a 50 km. uzaklıktadır. Bu iş için 100 km. yol yaptık ve çok sayıda kasap dolaştık ama sonunda zafer bizim oldu. Kuzu kelleyi bulmuştuk!!! Canavarın fotoğrafını da çektik ve mutlu mesud bir şekilde Zonguldak'a döndük.

Kuzu kelleyi bulmuştuk ama henüz bir kertenkelemiz yoktu. Zonguldak'a döndüğümüzde Yatuyu ile birlikte her zaman alışveriş yaptığımız çiğ köftecimize uğradık ve o anda çiğ köftecinin hemen yanındaki oyuncakçıya daha önce girmediğimizi fark ettik. Oyuncakçıya girdik ve en güzelinden (veya çirkininden) bir kertenkeleye ihtiyacımız olduğunu söylediğimizde adam kararlı bir şekilde bizi kertenkele reyonuna davet etti. Kertenkele yoktu gerçi ama kertenkeleye “hık demiş burnundan düşmüş” şekilde (mecburen) benzettiğimiz bir timsah alarak oradan uzaklaştık. Bir engeli daha aşmanın mutluluğuyla o akşam çekimlere kaldığımız yerden devam ettik...

Akşam Squidward ile birlikte Bertem'e giderken, Bertem'in apartmanının önünde bir fıçı gördük. Fıçı ağzına kadar kül ile doluydu. Kaloriferci amca sağolsun bizim için tüm hazırlıkları yapmış. Kelleyi aldık küllerin üzerine yerleştirdik. Kertenkele görünümlü timsahımızı kellenin üzerine koyduk... Bize bir de şişe lazımdı. Sağa sola bakındım ve az ileride bir bira kutusu gördüm. Kullanmayı düşündüğümüz şişe bir Efes Pilsen şişesiydi ama kutu da pek tabii olurdu. Yaratık şişe efes değil de kutu efes içiyormuş. Olamaz mı yani! Yaptık, oldu. :)

4. SÜNGER JÖLE

Şekil 6.

Yatuyu'nun mesleği pastacılıktır. Bu işleri en iyi o bilir. Madem demoda bir jöle efekti var, gerçek jöle ile bu part pek tabi çözülecektir. Açıkçası ben başlangıçta böyle düşünüyordum ama bunu gerçekleştirmek pek de kolay değildi. Yatuyu'ya bu fikri açtığımda jöleyi o şekilde hareket ettirmenin imkansız olduğunu, bu girişimin sonunun hayal kırıklığı olacağını söylediğinde bu sahne için aklımda başka bir fikir yoktu. Ne yapacağımı bilmiyordum. Daha sonra sünger kullanmaya karar verdik ama süngeri kim düşündü hatırlamıyorum. Benim fikrim değildi, sadece onu biliyorum. Ama sonuç gerçekten güzel olmuştu. Sünger almaya gittiğimde bu süngerden iki adet alarak bir küp elde edebileceğimi ve küpün dört yüzüne desert dream logosu çizerek bu işin altından kalkabileceğimi sanıyordum ama dükkancı amcanın verdiği iki süngerin birbirinden farklı ebatlarda olduğunu evde fark edince işler değişti. Tek süngerin iki yüzüne Desert Dream logosu çizdim, ince yüzlere de Zomco yazarak durumu kurtarmaya çalıştım. Gelen tepkilere bakılırsa bu sahne hiç de fena olmamış. Bu kadar beğenileceğini beklemiyordum açıkçası... (Sahnedeki eller bana ait. Önce elleri yok edelim diye düşündük ama sonra vazgeçtik. Sanırım böyle daha iyi oldu.)

5. FAKE ZOOMER

Aslında bu part bu şekilde olmayacaktı. Bir kağıda teksti yazıp, kamera ile zoom in / zoom out yaparak bu sahne tamamlanacaktı, ancak yaptığımız ilk çekim istediğimiz sonucu vermedi. Bu partı tekrar çekmek için vaktimiz kalmayınca son dakikada bilgisayar üzerinde hazırladık. Biliyorum, bu şekilde berbat oldu...

6. 11999 DOTS

Desert Dream'deki 12000 dots partını izlediğimde aklıma direkt olarak Öz Desert Dream'de yaptığımız uygulama geldi. Bunun için janjanlı yüne ihtiyacımız vardı. Ama sorun şuydu ki; janjanlı yünü yüncüden nasıl isteyeceğimi bilmiyordum. Kendi aramızda konuşurken bu yünün adı janjanlı yündü ama asıl adı kimbilir ne idi! Yüncüye gittim, kapıdan içeri girdiğimde istediğim şeyi nasıl ifade edeceğimi hâlâ bilmiyordum. “Şimdi bana şöyle bi yün lazım” dedim... (Derken de raflara bakıyorum o yünü görebilecek miyim acaba diye. Görsem direkt, “aha bu” diyeceğim.) “Hani şöyle parlak parlak parıldayan bişeyler var üzerinde...”, “Nasıl anlatsam bilmem ki...” Kızcağız bana renk soruyor, ne örülecek falan diyor ama benim o janjanlı yünü görüp göstermem lazım, başka kurtuluşum yok. Tıkandım kaldım artık, söyleyecek bişey kalmadı; “janjanlı yün” dedim, “renk önemli değil, yeter ki parlak ve janjanlı olsun.”

Şekil 7.

Tezgahtar kız derdimi anladı. Dükkana girip başından “bana janjanlı yün verin” desem olacakmış yani. Bana yünün ismini de söyledi sonra ama aklımda kalmadı. Umarım bu efekti bir daha yapmam gerekmez. :)

7. 5 DAİRE

Bu part en kötüsüydü. Daireler kartondan kesilecek ve misinalarla veya başka bir yöntemle hareket ettirilecekti ama son dakika kurbanı bölümlerden biri oldu. Bu part demoda olması gereken bi parttı ve kesmek istemedik. After Effects ile hazırlandı ve evet, iğrenç oldu. Squidward bu partı nasıl hazırladığını kendi bile bilmiyor. :)

Orijinal demoda bulunan birkaç partı da ya gerçek hayatta nasıl uygulayacağımızı bulamadığımız için, ya da zamanımız kalmadığı için kesmek zorunda kaldık. İki demo arasındaki yedi farkı bulma işini size bırakıyorum. :)

8. ELEKTRİKLİ TESTERE

Yuvarlak testere bıçağını satın almak için mağazaya girdik, bıçağın fiyatını gördük ve çıktık. “Kartondan daha güzel olur, evet” diyerek Bertem'e karton bıçak siparişi verdik. Bertem o sırada uyku moduna girmişti ve bize uçlarının bi kısmı doğuya, bi kısmı batıya bakan berbat bir bıçak hazırladı. Son çekim günümüzdü ve bu bıçağı kullanmaktan (Squidward'ın baskılarıyla) vazgeçtik. Squidward “ben bilgisayarda hazırlarım, aynısı olur” dediğinde sanırım ben de uyku moduna çoktan girmiştim. Kesinlikle gerçek bir bıçakla (olmadı en kötü karton bıçakla) çekilmesi gereken sahne bilgisayarda hazırlandı. Aslında orijinal demodakine çok yakın bir sonuç elde ettik ama olması gereken bu değildi. Yine azalan zamanın kurbanı olduk.

9. İĞNELİ TOP

Dikkat ederseniz bu part orijinalindekinden biraz farklıdır. Daha doğrusu Öz Desert Dream'de orijinal demodaki partın ikinci yarısını görürsünüz. İğneler topa batmıştır ve top dönmektedir...

Şekil 8.

Aslında bu bölümü bu şekilde çekmedik. İğneler tek tek topa saplandı, top her defasında bir miktar döndürüldü, iğneler tekrar saplandı, top döndürüldü ve tüm iğneler saplandıktan sonra top bir süre daha dönerek sahne tamamlandı. Ancak bunun montajı biraz zahmetliydi ve evet, yine vakit yoktu. Montaj gerektiren kısmı çıkarıp bu partın ikinci bölümünü kullandık ve demonun ilk bölümünü tamamladık.

10. DİSKET DEĞİŞİMİ

Disket grafiği Octopus/Zomco tarafından 1993 yılında çizilmiştir.

11. PART II – WELCOME

Şekil 9.

O kadar kolay göründüğüne bakmayın, orada üç kişi canla başla çalışıyor. Yatuyu kamerayı kullanırken, ben yazıyı kaydırıyorum, Squidward ise laser pointer ile ışık efektini yapıyor. :)

12. RENKLİ ÇUBUKLAR

Bu bölüm bizi çok uğraştırdı. En çok kafa patlattığımız ve son güne kadar nasıl yapacağımıza karar veremediğimiz bir bölümdü. Önce renkli kalemler kullanalım dedik. Kalemleri birbirine, aralarında boşluk kalacak şekilde yapıştıracak ve ortaya çıkan objeyi kamera karşısında döndürecektik. Yanlış hatırlamıyorsam 48 adet kalem kullanmamız gerekiyordu ve bu kalemleri birbirlerinden birkaç milimetre mesafeli halde birbirlerine yapıştırıp, düzgün ve sağlam bir obje haline getirip, sonra döndüre döndüre çekimini yapmanın çok da kolay olmayacağına kanaat getirip, başka fikirler üretmeye koyulduk. Üç adet şeffaf kaset kapağını birbirine yapıştırıp bir piramit yapalım, sonra da kapaklar üzerine renkli çubuklar yerleştirelim dedik, sonra bundan da vazgeçtik. Aklımda bile kalmayan bir iki saçma fikir daha ürettikten sonra, renkli çubukları printer çıktısı olarak alıp, kağıdı kartondan yaptığımız piramidin etrafına yapıştırmaya, kartonun iki yanından geçireceğimiz misina ile kartonu boşlukta tutmaya ve elimizle vurarak çevirmeye karar verdik. Sonuç o kadar güzel oldu ki, kimse bu bölümde ne olduğunu fark etmedi bile. :)

13. TAHTA PARÇALARI

O tahta parçaları gerçek olacaklardı, olmalıydılar ama maalesef gerçek değiller. Bu bölümü de son güne bıraktık ve dört adet tahta parçası temin edemedik. Karton mu kullansak diye düşündük, sonra vazgeçtik. Sigara paketlerini üst üste koyalım dedik, berbat bir fikir olduğunu düşünüp vazgeçtik. Squidward “ben bu işi çözerim” dedi ve yine bilgisayar üzerinde halletti. Fena olmadı aslında...

14. 4800 STARS IN 2 BITPLANES

Yıldızlar kartondan kesildi. Ama zoom işi bilgisayar marifetiyle yapıldı. Yine Squidward'ın işi. Son geceye kalan tüm çekimler Squidward'ın gazabına uğradı desem yalan olmaz. Aslında ona bakarsanız tüm demo After Effects ile hazırlanmalıydı... Squidward Zomco ekibine bu iş için katıldı. Scene ile uzaktan yakından alakası olan biri değildir kendisi. Merakı da yok aslına bakarsanız. Bu demoyu neden gerçek hayatta uyguladığımızı ona anlatmayı başaramadık. Ona göre bu efektlerin gerçek hayatta uygulanması çok kötü ve komikti. Aslında bizim istediğimiz de tam olarak buydu. Fakat montajı yapan Squidward'dı, çekimler yetişmemişti ve bazı partlar bilgisayar üzerinde hazırlanmak zorundaydı. Mecbur kaldığımız için bazı bölümleri onun istediği gibi yaptık. Ama partideki gösterimde kahkaha alan bölümleri gördükten sonra Squidward bu demonun neden tamamen gerçek hayatta uygulanması gerektiğini anladı. :)

4800 Stars In 2 Bitplanes bölümünü biz 2 Stars In 4800 Bitplanes şeklinde uyguladık. Sonra yıldız sayısını dörtte bire, yani yarım yıldıza düşürüp sahneye, artık grubumuzun simgesi haline gelen mengeneyi çıkardık ve bu bölümü de tamamlamış olduk.

15. BIG BALLS

Arda'nın da partide söylediği gibi, burada tenis topu kullanmayabilirdik. Aynı espri iki kez yapılmış oldu. Başlangıçtaki düşüncemiz de farklı toplar kullanmaktan yanaydı ama burada tembellik ettik, kabul ediyorum.

16. DOT TUNNEL

Evet, bu bölümde stress halkası kullanacaktık. Yapılacak iş gayet basitti. Bir oyuncakçıya gidilecek ve stress halkası alınacaktı ama biz o anda bu oyuncağın adının stress halkası olduğunu bilmiyorduk.

Şekil 10.

Oyuncakçıya gittik, ve oyuncağı tarif ettik: “Hani şöyle bi elinden alıyosun, öbür eline koyuyosun, böyle halka halka bi oyuncak var akordeon gibi, var mı ondan sizde?” Neyse ki adam anladı. Yok dedi. Modası geçmiş artık o oyuncağın. Başka oyuncakçılara gittik, yine tarif ettik, yok, yok, yok... Oyuncakçılardan biri bize bu oyuncağın adının stress halkası olduğunu söylediğinde, “oh” dedik, tarif derdinden kurtulduk. Bi sonraki oyuncakçıya “stress halkası var mı” diye sorduğumuzda “o da ne olaki” şeklinde bir cevap alınca, yine tarif etmek zorunda kaldık tabi. Netice itibariyle oyuncağı bulamadık. Sonra yakın zamanda biryerlerde bu oyuncağı gördüğümü hatırladım. Evet, çok yakınlardaydı. Dayımın 7 yaşındaki kızı Elif'in böyle bir oyuncağı vardı. Ama Elif'ten en değersiz oyuncağını bile isteseniz o oyuncak kıymete binecekti. Görev oldukça zordu. Elif ikna edilecek, oyuncağı kısa bir süre için ödünç alınacaktı. Neyse ki bu işi çözmek için muhteşem bir şey icat edilmişti. Çikolata!!! Elif ikna edildi ve oyuncak ödünç alındı.

Bu bölümde stress halkasını üç kişi tutuyor. Oyuncağın boyu topu topu 15 cm. var, yok... Ama o hareketi vermek kolay değil tabi. :)

17. CANAVAR

Bilgisayar ile müdahale etmek şart olan bir part. Gerçek hayatta da çözüm mümkün ama sonuç kötü olacaktı. Bilgisayar üzerinde çözdük. Ama taaa Ereğli'ye gidip 10-15 kare fotoğrafını aldığımız canavarın en kötü fotoğrafını kullanan Squidward'ı bu vesileyle kınamadan geçemeyeceğim. :) (Montaj esnasında ben orada değildim)

18. SINEDOTS

Bu bölüm muhteşem olacaktı. En iddialı bölümlerden biriydi. Balıkçı ağı ile sinedots yapacaktık. Ama her yanı deniz olan bir balıkçı şehrinde balık ağı bulamadık. İpleri birbirine bağlayıp biz kendi balık ağımızı yapalım dedik, bu işi de son güne bırakınca yetiştiremedik. Bertem'in evinde bulduğum bir dantelvari “şey” ile çözdük. Bilgisayarda efekti verdik ve berbat bir sonuç aldık. Kimse ne olduğunu anlamadı bile.

19. MASA ÖRTÜSÜ

Şekil 11.

En bomba bölümlerden biri oldu. Bu projeyi hayata geçirmeye karar verdiğimizde Yatuyu evde eşi ile Desert Dream'i izliyormuş. Yatuyu'nun eşi Derya bu partı izlerken “burada masa örtüsü kullanın, ben size tam bu iş için uygun bir örtü vereceğim” demiş ve ertesi gün Yatuyu elinde masa örtüsü ile geldi. İlk çekimlerden biriydi. İzleyen herkesin en beğendiği bölümlerden oldu.

20. SON BAKIŞ

Bir demo parodisi yapmak daha önce kimsenin düşünmediği bir işti. Bir demoyu gerçek hayattaki objelerle yeniden oluşturmak daha önce denenmişti (bizim bundan da haberimiz yoktu) ama bunu bir parodi şeklinde sunmak ilk kez Zomco tarafından hayata geçirilen bir iş oldu. Daha iyi yapabilir miydik? Evet, çok daha iyi yapabilirdik. Biraz acemiliğimize geldi, biraz ciddiye almadık, zamanı iyi kullanamadık derken, ortaya böyle bir sonuç çıktı. Yine de bizim içimize sindi. İçimize sinmese zaten 7DX'te release etmeyi düşünmezdik. Herkes tarafından beğeni toplaması da bizi memnun etti. Hatta partiden sonra birkaç teklif bile aldık. Bizden bazı demoların parodisini yapmamızı isteyenler oldu. Şu an için ikinci bir demo parodisi planımız yok ama belli de olmaz. Bir anda gaza gelip bir parodi daha yapabiliriz. Kimbilir... :)

plazma - (2006 - 2011)